menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mavi ve gök vatan daha da büyüsün!

13 0
17.05.2026

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın yaptığı bir açıklamayla söze gireyim. Bakanlık, Türkiye’nin hava sahasını kullanan yabancı uçaklardan 33,5 milyar TL üst geçiş ücreti alındığını bunun da bir rekor olduğunu bildirdi. Bu rakam elbette rekor değildi, çünkü başka ülkeler bizden daha az hizmet verip daha çok para kazanıyor. Onlar maliyetleri yüksek gösteriyor, biz nedendir bilinmez böyle yapmıyoruz.Türkiye’nin yüz ölçümünü coğrafya kitaplardan 783 bin 562 metrekare olarak ezberlemişiz. Erozyon hariç toprak kaybetmediğimize ve komşu ülkelerden toprak ilhak etmediğimize göre bu rakam böyledir sanıyorum.Kara yüz ölçümü bu kadar fakat hava sahamızın yüz ölçümü ise 1 milyon kilometre kareyi aşkın denilmekte.Uluslararası hukuka göre, bir devletin egemenliği karasuları üzerindeki hava sahasını da kapsar. Dolayısıyla, kıyı devletinin karasularını genişletmesi, bu suların üzerindeki hava sahası üzerindeki tam egemenliğini de o oranda genişletmesi anlamına gelir.Bu nedenle kara sularımızın üstü de bizim hava sahamız sayılmaktadır. Karasularımız da 462 bin km. kare.Türkiye'nin toplam kıyı uzunluğu ise değişiklik gösterse de, adalar hariç 8.333 km ile 8.592 km arasındadır. Kara yüzölçümüyle hava yüzölçümü arasındaki fark bundan kaynaklanır.Kısaca UNCLOS diye anılan Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi kıt’a sahanlığı, karasuları ve münhasır ekonomik bölge gibi denizdeki yetki ve hakları belirleyen bir antlaşmadır.Türkiye, Ege Denizi'ndeki karasuları ve münhasır ekonomik bölge sınırlarına itiraz ettiği için bu antlaşmaya taraf değildir. Şimdilerde denizlerde yetki alanlarının genişliği ve düzenlemelerin tespit ve genel kuralların belirlenmesi ve bu konuda Cumhurbaşkanlığına yetki verilmesini konusunda bir kanun tasarısı hazırlandığı konuşuluyor.Bu kanunun çıkmasıyla Ege Denizi'nde karasularının 6 milden 12 mile çıkması gibi bir gelişme gündeme gelecektir.Karasularımızın genişlemesiyle milli hava sahası da bu alana bağlı olarak genişleyecektir. Bu durum, Ege'deki askeri uçuşları, tatbikatları doğrudan etkileyecek Türkiye’yi avantajlı hale getirecektir. Ege’de, Akdeniz’de ve Karadeniz’deki deniz yetki alanlarının durumunun bu yasa ile koruma altına alınması milli savunma için önemli.Denizlerimizin Misak-ı Milli'si" olarak nitelenen ve "Mavi Vatan Kanunu" olarak da ifade edilen "Türk Deniz Yetki Alanları Kanunu" için çalışmalar son aşamaya geldi. Yasanın, teknik bir deniz hukuku düzenlemesi değil; Ege, Doğu Akdeniz ve Karadeniz'de Türkiye'nin egemenlik ve yetki alanı iddialarını iç hukuka bağlayan stratejik bir çerçeve olarak öne çıkması hedefleniyor. 1982 tarihli 2674 sayılı Karasuları Kanunu'nun ötesine geçmeyi amaçlayan düzenleme ile kıta sahanlığı, münhasır ekonomik bölge (MEB), bitişik bölge ve deniz kaynaklarının korunmasına ilişkin dağınık yapının tek çatı altında toplanması amaçlanıyor. "Çerçeve yasa" eksikliğini gidermesi beklenen teklif, aynı zamanda "Mavi Vatan" doktrininin hukuki altyapısını da daha da güçlendirecek kritik bir adım olarak........

© Yeni Birlik