menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Konkordatodan feragat sonrası suistimal riski

23 0
09.06.2026

GİRİŞ: 2026 EŞİĞİNDE KONKORDATODA AHLAKİ RİSKİN ZİRVESİ

2025 yılında Türk ekonomi piyasasında baş gösteren sistematik konkordato dalgası, 2026 yılı itibarıyla çok daha tehlikeli, piyasa ahlakını ve kamu düzenini derinden sarsan yeni bir faza evrilmiştir. Adalet Bakanlığı’na sunduğumuz makro ve mikro düzeydeki hukuki risk raporunun merkezinde yer alan "Konkordato zırhının yasal bir kaçış planı olarak kullanılması" tezi, bugün sahada yaşanan somut suistimal örnekleriyle acı bir şekilde doğrulanmaktadır.

Türkiye ekonomisi açısından sadece makro göstergelerde değil, aynı zamanda şirketlerin mali reflekslerinde de kritik bir yıl oldu. Özellikle konkordato mekanizmasının sıkça kullanılması, bu kurumun borçtan kurtuluş reçetesi mi yoksa bir acziyet simgesi mi olduğunu yeniden sorgulatıyor.

2026 yılında önceki yıl olduğu gibi, konkordato zırhına bürünüp bunu yasal avantaj olarak kullanmaya başlayan şirketleri sıklıkla duyuyoruz. Özellikle suistimal riski taşıyan konkordato talebinde bulunan firmaları bu talepleri mercek altında.

Şirketin vergi borcunu ödememek, Sosyal Güvenlik Primlerini ödememek, alacakları ödememek yapılan konkordato projeleriyle hayal sunmak, 23 aya varan kesin mühlet ile zaman kazanmak bu bir zor durum mu yoksa bir strateji mi?

Teoride, mali darboğaza düşen dürüst şirketlerin ekonomiye kazandırılması amacıyla kurgulanan bu müessese, pratikte amme alacaklarını (Vergi ve SGK) ötelemek, tedarikçiyi boğmak ve mülkiyet transferi yapmak için kullanılan yasal bir manipülasyon aracına dönüşmüştür.

Bu yazımda, Adalet Bakanlığı’na sunduğum, yapısal reform raporu ışığında, özellikle son dönemde sıkça rastlanan "Konkordato Kesin Mühlet Sürecinde Şirket Kaynaklarının/Ortağın Taahhütlerinin Kaçırılması ve Ardından Gelen Şirketten Feragat (İflas)" suistimal mekanizması, mali hukuk ve ceza hukuku perspektifinden mercek altına alınacaktır.

I. ADALET BAKANLIĞINA SUNULAN RAPORUN ÖZÜ: MAHKEME KORUMASINA BAĞIMLILIK VE AHLAKİ ZAFİYET

Adalet Bakanlığı bünyesinde yaptığımız çalışmalarda, yargı mercilerinin konkordato taleplerindeki "iyi niyet" denetimini artırması gerektiğini ısrarla vurgulamıştık. Mahkemelere sunulan Makul Güvence Raporları ve nakit akım tabloları üzerinden yaratılan "illüzyon bütçeler", şirketlere 23 aya varan bir yasal konfor alanı sağlamaktadır.

Raporumuzda belirttiğimiz ve tehlikesine dikkat çektiğimiz temel sistemik zafiyetler şunlardır:

Zaman Kazanma Stratejisi: Şirketlerin kurumsal kapasitelerini rasyonel bütçe disipliniyle iyileştirmek yerine, sadece mahkeme koruması ardına sığınarak zamanı bir silah gibi kullanmaları.

Kamu Alacaklarının Eritilmesi: Konkordato mühletinin sağladığı haciz yasağından faydalanarak, milyonlarca liralık Vergi ve SGK prim borçlarının tahsil kabiliyetinin kasıtlı olarak sıfırlanması.

Kusurlu Yönetim Tasfiyesi: Şirketi batıran finansal hataları veya kötü niyeti yasal koruma kalkanıyla maskeleyerek, faturayı........

© Yeni Birlik