Bağışlanmanın püf noktası
Bizi tevbe etmeye çağıran bizzat Cenab-ı Hakk’tır. İşte bazı ayetler:
“Hepiniz Allah’a tevbe ediniz ey mü’minler! Ta ki, kurtuluşa erebilesiniz.”1
“Bu kitap size gönderildi ki, Rabbinizden af dileyin. Sonra günahlarınızdan vazgeçmiş olarak O’na dönün. O da sizi takdir edilmiş olan ecelinize kadar güzel bir şekilde yaşatsın. Ve her fazilet sahibine lütuf ve ihsanıyla mükafatını versin.”2
“Ey iman edenler! Allah’a tam bir ihlâs ile tevbe edin. Umulur ki Allah günahlarınızı bağışlar. Ve sizi altından ırmaklar akan Cennetlere koyar. O gün Allah’ın Peygamberi ve beraberindeki mü’minleri utandırmayacağı gündür.”3
Kur’ân’ın yaşayan müfessiri olan Peygamber Efendimiz (asm) tevbeye çok önem verir, kendisi de günde yüz defa tevbe ederdi. Buyururdu ki:
“Ey insanlar! Allah’a tevbe ediniz ve O’ndan mağfiret isteyiniz. Muhakkak ki ben günde yüz defa tevbe etmekteyim.”4
“Allah gündüz günahkârları tevbe etsin diye geceleyin elini açar. Gece günahkârı tevbe etsin diye gündüz elini açar. Tâ güneş batıdan doğuncaya kadar bu böyle devam eder.”5
“Kim, güneş batıdan doğmadan önce tevbe ederse, Allah tevbesini kabul eder.”6
Bediüzzaman makbul bir tevbenin formülünü şöyle açıklar: “Nefsini ittiham eden, kusurunu görür. Kusurunu itiraf eden, istiğfar eder. İstiğfar eden, istiane eder. İstiaze eden, şeytanın şerrinden kurtulur. Kusurunu görmemek o kusurdan daha büyük bir kusurdur. Ve kusurunu itiraf etmemek, büyük bir noksanlıktır. Ve kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar; itiraf etse, affa müstahak olur.”7
Biz, geçmiş ve gelecek günahları bağışlandığı halde, günde yüz defa tevbe eden bir Peygamberin (asm) ümmetiyiz. Tevbe etmek bizim vazifemiz. Hulus-u kalbimiz ve samimiyetimiz nispetinde tevbemizin kabul edilmesini rahmet-i İlâhiyeden umarız. Ümit kapısı açıktır ve ümit etmekle emrolunduk. Ümitsizlik bizim dinimizde yoktur.
Tevbemizin kabul edildiğini........
