Arefe ve teşrik tekbirleri
Teşrik Tekbirleri yarın sabah namazından itibaren başlayacak inşallah. Bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar her farz namazın hemen ardından, başka hiçbir kelime konuşmaksızın, Teşrik Tekbirleri getirmek her Müslüman için vaciptir. Bu hüküm umumidir. Yani namazını cemaatle kılan, yalnız kılan, kurban kesen, kesmeyen, seferî olan, olmayan, kadın, erkek tüm Müslüman’lar Teşrik Tekbirleri vaciptir.
Teşrik Tekbirleri, Farz namazdan selam verdikten hemen sonra araya hiçbir söz karıştırmadan,
“Allâhü Ekber, Allâhü Ekber, Lâ ilâhe illallâhü vallâhü Ekber, Allâhü Ekber Ve lillâhi’l-hamd” diyerek getirilir.
Manası: “Allah en büyüktür. Allah en büyüktür. Allah’tan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür. Allah en büyüktür. Hamd yalnız Allah içindir.”
İbrahim Aleyhisselam, İsmail Aleyhisselam yerine Cebrail Aleyhisselamın indirdiği koçu kurban edince, Hz. Cebrail (as), “Allahü Ekber! Allahü Ekber!” diyerek semavatı çınlatıyor.
Hz. Cebrail’i işiten İbrahim Aleyhisselam:
“La ilahe illallahü vallahü ekber!” diyor.
Hz. Cebrail ile babası İbrahim Aleyhisselam arasındaki bu tekbir ve tevhid zikirlerini işiten İsmail Aleyhisselam da:
“Allahü Ekber ve lillahil-hamd!” diyerek tekbiri hamd ile bitiriyor.1
İşte Kıyamete kadar İslâm ümmetinin dilinde bir ibadet olan teşrik tekbirleri, böyle bir kutlu günün izini ve özünü taşıyor.
Hacıların Birleştiği O Kutlu Kelime
Yüz binlerce hacı Arafat’ta tek bir kelimede birleşiyor: “Lebbeyk Allahümme lebbeyk. Lebbeyke lâ şerîke leke lebbeyk. İnne’l-hamde ven’ni’mete leke ve’l-mülke lâ şerîke lek.”
“Buyur Allah’ım. Emrini dinlemeye hazırım. Emrine boyun eğdim. Senin şerikin ve ortağın yoktur. Emrine kurbanım. Sözüne hayranım. Buyur Allah’ım. Hamd Sana mahsustur. Nimet Senindir. Mülk Senindir. Senin hiçbir şekilde benzerin ve ortağın yoktur.”
Hacılar Arafat bölgesine doğru harekete geçiyorlar. Yarın öğle vaktinde öğle ve ikindi........
