menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dinî ibadetler ve İslâmî cemaatler

5 0
yesterday

Allah’ın, yarattığı kullarının ibadetleri dahil hiçbir şeylerine ihtiyacı yoktur. Muhtaç olan insanların kendisidir ve Allah’a ibadet etmekle sorumludur. Bakara Suresi’nin 21-22. Ayetleri bu hakikati ifade eder: “Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet ediniz ki, takva mertebesine vâsıl olasınız. Ve yine Rabbinize ibadet ediniz ki; arzı size döşek, semayı binanıza dam yapmış ve semadan suları indirmiş ki, sizlere rızık olmak üzere, yerden meyve ve gıdaları çıkartsın. Öyle ise, Allah’a misil ve şerik yapmayınız. Biliniz ki, Allah’tan başka ma’bud (ibadete lâyık) ve hâlıkınız (yaratıcınız) yoktur.”

İbadet, insan fıtratının istediği ve ona muhtaç olduğu en yüksek bir hakikattir. Bu ihtiyaçtandır ki, tarih boyunca insanlar, insan üstü bir güce inanmışlar ve aya, güneşe, yıldızlara ve kendi elleriyle yaptıkları putlara tapınmışlardır. İşte, bu yanlış inanç ve gidişatı durdurmak ve insanların yüzünü Âlemlerin Rabbi olan Allah’a döndürüp Ona ibadet ettirmek için, yüz yirmi dört binden fazla peygamberler gönderilmiş ve semâvî sayfalar ve mukaddes kitaplar indirilmiştir.

İbadet, Allah’ın emir ve yasaklarının toplamına itaat etmekten ibarettir. İbadet, insanın yüzünü her şeyden çevirip, Allah’a yöneltmek içindir. Allah’ın büyüklük ve yüceliğini kalplerde tespit edip sağlamlaştırmak içindir. Bu ise, sürekli tekrarlanan ve yenilenen ibadetler ile mümkün olur. Aynı zamanda, Bediüzzaman Hazretlerinin ifadesiyle “İnsan İslâmiyet sayesinde, ibadet saikasıyla bütün Müslümanlara karşı sabit bir münasebet peyda eder ve kavi [güçlü] bir irtibat ve bağlılık elde eder. Bunlar ise, sarsılmaz bir uhuvvete [kardeşliğe],........

© Yeni Asya