menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Nakkaş-ı Ezelî gözümüzün önünde ahsen-i suret üzere yazar

5 0
21.06.2026

Hem hiçten, yeniden bütün zîhayatın ordularını bütün cesetlerinin taburlarında kemâl-i intizamla zerratı emr-i kün feyekûn ile kaydedip yerleştiren, ordular icad eden Zat-ı Zülcelâl, tabur misal cesedin nizamı altına girmekle, birbiriyle tanışan zerrat-ı esasiye ve ecza-i asliyesini bir sayha ile nasıl toplayabilir, denilir mi?

Hem bu bahar haşrine benzeyen, dünyanın her devrinde, her asrında, hatta gece-gündüzün tebdilinde, hatta cevv-i havada bulutların icad ve ifnâsında haşre numune ve misal ve emare olacak ne kadar nakışlar yaptığını gözünle görüyorsun. Hatta eğer hayalen bin sene evvel kendini farz etsen, sonra zamanın iki cenahı olan mazi ile müstakbeli birbirine karşılaştırsan, asırlar, günler adedince misal-i haşir ve kıyametin numunelerini göreceksin. Sonra, bu kadar numune ve misalleri müşahede ettiğin hâlde, haşr-i cismanîyi akıldan uzak görüp istib’âd  etmekle inkâr etsen, ne kadar divanelik olduğunu sen de anlarsın. Bak; ferman-ı a’zam, bahsettiğimiz hakikate dair ne diyor: ["Şimdi bak Allah’ın rahmet eserlerine: Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor. Bunu yapan, elbette ölüleri de öylece diriltecektir; O her şeye hakkıyla kadirdir." (Rum Suresi: 50)] Elhâsıl: Haşre mâni hiçbir şey yoktur; muktazi ise, her şeydir.

Dokuzuncu Hakikat, s. 102

ahsen-i suret: şeklin en güzeli; en güzel şekilde.

ecza-i asliye: vücutta temel teşkil eden........

© Yeni Asya