menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Rahmeti kucaklamak ve berekete gark olmak

12 15
19.02.2026

Ramazan-ı Şerif; kâinata rahmet, arza bereket, gönül, kalp ruh ve hislerimize saadet, sağlık ve afiyet sofrasıdır.

Bu mübarek ay, kıymetini bilenler için geçmişin muhasebesini, geleceğin, ümit, ışık, amaç ve planını yapma fırsatıdır. 

Çünkü “Ramazan-ı Şerif âdeta bir âhiret ticareti için gayet kârlı bir meşher, bir pazardır. Ve uhrevî hasılat için gayet mümbit bir zemindir. Ve neşvünemâ-i a’mâl için, bahardaki mâ-i nisandır. Saltanat-ı rububiyet-i İlâhiyeye karşı ubudiyet-i beşeriyenin resmigeçit yapmasına en parlak, kudsî bir bayram hükmündedir.”  (Mektubat, s. 474.) 

Yaşadığımız modern çağın mevcut karmaşık, zor, kaygan zeminli hali bizleri daha dikkatli, ferasetli, idrakli ve temkinli olmaya mecbur ediyor. Hedeflerimiz; okumak, ibadet etmek, sabırla Kur’ân ve sünnet rehberliğine odaklanmak olmalıdır.  

Teknolojinin, sosyal medyanın hayatımızın her karesini işagal ettiği bir ortamda, enfüsî daireye odaklanmak, afakî hayattan uzaklaşmakla mümkün olacaktır. Yol haritası ve rehber; Kur’ân, sünnet, dua ve niyazdır.  

Sahurlar, iftiralar, teravihler, Kur’ân hatimleri ve mukabeleleri; Cevşen, Hizbü’l-Kur’ân, Hizbü’l-Nuriye, Celcelutiye ve halis dualarla meşgul bir mesai, rıza-i İlâhî’nin vesilesi olabilir.  

Davetleri, ikramları, maddî ve manevî yardımları, sofraları ve sohbetleriyle kâinata ve arza hayat veren manevî........

© Yeni Asya