Tebessümün ardındaki güven
Yabancısı olduğu şehirde öğretmenini, arkadaşlarını, sırasını, okulunu ve mahalle arkadaşlarının hepsini kaybedince içi kan ağladı. Sevdiklerini birer mezar taşı gibi geride bıraktığında yasını kimseye sezdirmeden susarak tuttu. Yabancı olmak onu huzursuz ve mutsuz etmişti. Evde, okulda günlerce konuşmama orucu tutmuş gibi sustu. Konuşmak mecburiyetinde kaldığında kurumuş dudağını ıslatmadan konuşamadı.
Harun karanlık dünyasından babasının “Hazırlan okula gidiyoruz” sesiyle uyandığında içindeki buz daha da soğuyarak anlamadığı bir titremeye tutuldu. İstemeden giyindi, çantasını sırtına aldı ve bir hasta gibi babası ile yola düştü.
Okul bahçesine oradan koridora girdiklerinde kapısında müdür yardımcısı yazılan odaya geldiler. Müdür yardımcısı onları ayakta karşıladı “Hoş geldiniz” dedi. Babası “Mahalleye yeni taşındık çocuğumu kaydetmek istiyorum” dedi. Müdür yardımcısı bilgisayarın başına geçti bir süre bir şey arar gibi baktı ve babasına döndü “Harun’u 3/c sınıfına götürebilirsiniz” diyerek ona bir kâğıt uzattı. Babası 3/c sınıf kapısını çalıp içeri girdiğinde öğretmen “Hoş geldiniz” diyerek onları karşıladı ve gülümseyerek baba ile tokalaştı. Baba elindeki kâğıdı öğretmene uzattı. Öğretmen kâğıda bakarak “Harun hoş geldin” dedikten sonra sınıfa dönerek, “Çocuklar bu arkadaşınızın ismi Harun sınıfımıza yeni geldi, hoş geldin diyelim” dedi. Öğretmen orta sırada tek oturan bir öğrencinin yanına oturmasını söyledi. Harun korkarak ve utanarak sıraya geçti ve oturdu. Sıraya oturduğunda etrafı kuşatılmış gibi hisseti. Hiçbir yere bakmadan kuru bir dal gibi bir süre sırasına oturdu. Babası sınıftan çıkıp gittiğinde Harun’un içindeki........
