menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Seyyar medrese

24 0
10.05.2026

Yalvaçlı Mustafa Akansu adında cesur ve korkusuz bir esnaf vardı. Seyyar olarak bıçak ve hırdavat malzemeleri satardı. Bediüzzaman ona “seyyar medrese” derdi.

Mustafa, seyyar satıcı olması sayesinde her yere kolayca girer, insanlara ulaşırdı. Özellikle pazar yerlerinde görünürdü. Bıçak ve hırdavat malzemelerini tezgâhında sergiler, satışını yapardı. Her gittiği pazara bavullarla giderdi. Bu bavullardan birinde Risale-i Nur kitapları, diğerinde ise bıçak ve hırdavat malzemeleri bulunurdu. Bir yandan risaleleri tanıtır, iman dersleri anlatır; diğer yandan da satış yapardı.

Risalelerin yasak olduğu ve büyük suç sayıldığı dönemlerde bile Mustafa korku nedir bilmezdi. Gittiği her pazarda, sokakta ve cami önünde risaleleri tanıtır, anlatır ve ulaştırırdı. Bediüzzaman, korkusuz ve fedakâr talebesi Mustafa’nın bu hizmetini duymuş ve ona “seyyar medrese” ünvanını vermişti.

Mustafa gittiği her yerde “Seyyar medrese geldi, kitap almayacak mısınız?” diye seslenirdi. Nurlardan haberdar olanlar hemen gelir, risale alırlardı. Özellikle Yalvaçlılar onun her gelişinde risale temin ederdi. Mustafa, uğradığı her kasaba ve köyde risaleleri ulaştırmanın yanı sıra, etrafına toplanan insanlara adeta bir medresede yapılan dersler gibi kısa ve etkili anlatımlar yapardı. Yapılan baskınlara ve sıkı aramalara rağmen risaleleri ihtiyaç sahiplerine ulaştırmayı başarmıştır.

Bugün Risale-i Nur’un dünya çapında tanınması, farklı dillere çevrilmesi ve pek çok........

© Yeni Asya