Demir Risalesi’nin Mütalâası (12) - 1.7 Mu’cize lisanıyla ifade
Demirin o kadar çok menafii, o kadar geniş fevaidi vardır ki, insanın hânesi olan küre-i arzın mahzeninden çıkarılacak adi bir madde değildir. Ve rastgele hâcâtta istimal edilmiş fıtrî bir maden değildir. Belki Hâlik-ı Kâinatın tarafından rahmet hazinesinde ve kâinatın büyük tezgâhından ihzar edilmiş bir nimet olarak, “Rabbü’s-Semâvâti ve’l-Arz” ünvan-ı haşmetiyle küre-i arz sekenesinin hâcâtına medar olmak için demiri inzal etmiş, indirmiş diye, demirdeki umumî menfaati ifade için, güya demirin gökten gelen rahmet, hararet ve ziya gibi öyle şümullü faydaları var ki, kâinat tezgâhından gönderiliyor, küre-i arzın dar ambarından değil. Belki kâinat sarayındaki büyük hazine-i rahmetten ihzar edilerek gönderilip, küre-i arzın ambarında yerleştirilmiş; o ambardan asırların ihtiyâcına nisbeten parça parça ihraç ediliyor. (28. Lem’a)
Açıklamalarıyla akılları, benzerini yapmaktan aciz bırakan Kur’ân-ı Kerîm, mu’cizeli oluşu lisanıyla ifade ediyor ki: Demirin çok faydaları ve menfaatleri var ki, demir, insanın evi olan dünyanın içinden çıkarılacak, sıradan bir madde değildir. Ve rastgele ihtiyaçlara karşılamak için de fıtrî bir maden değildir. Aksine, kâinatın yaratıcı olan Allah tarafından, rahmet hazinesinde ve kâinatın büyük tezgâhında hazırlanmış bir nimet olarak semavat ve arzın yaratıcısı haşmetli ünvanıyla dünyada oturan ya da bulunanların ihtiyaçlarına vesile olmak için, demiri inzal etmiş, indirmiş diye........
