menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Başını örtmek isteyen hanımefendilerin tereddütleri

17 2
18.01.2025

Bundan bir önceki yazı dizisini (Başörtülü Hanımefendilerin Başlarını Açma Vesveseleri) yazarken karar vermiştim bunu yazmaya. Aslında başörtülü olup da başını açma kararsızlığı yaşayanlar ile, başı açık olup başını örtme kararsızlığı yaşayanlar, her iki yazı dizisini de (hem bunu, hem bir öncekini) okumalıdırlar bence. Çünkü iki yazı dizisinde de, iki gruptaki hanımefendilere hitap edecek maddeler var ve bu maddeleri iki yazıda da tekrar etmek istemedim.

Bu yazı dizisinin başlığını da özenle seçtim. “Tesettüre girmek isteyen” demedim, çünkü tesettür başörtüsünden ibaret değildir. “Kapanmak” da demedim, çünkü “başını örtmek” kadar net bir manayı hissettirmiyor. Ayrıca “kapanmak” kelimesinin ruhunda da bir negatiflik var. Bu yüzden “başörtüsüne başlamak/başını örtmek” ifadesini kullandım.

Bu arada, evet erkeğim. Ama hanımefendilere mahsus böyle bir meselede sözlerime itimat ettirmek için psikolog olduğumu tekrar hatırlatma ihtiyacı hissediyorum.

Bu yazıda da maddeler halinde gitmenin, hem benim için, hem de okuyanlar için daha net olacağını düşünüyorum. İşte başlıyorum:

ÇEVREM NE DER?

1) Çevremdeki herkes, benim başı açık hâlime alıştı. Başımı örtersem kendimi insanlara yabancı gibi hissedeceğim.

Kardeşim, insanın bu dünyada alışmadığı şey neredeyse hiç yoktur. Dikkat ettiysen, insanın kendi hayatında yaşadığı şeylerden bahsediyorum. Senin endişe ettiğin durum ise, insanların başkalarında gördüğü şeye alışmalarından ibarettir. Başı açıkken başını örten kişilerin çevrelerinin buna ne kadar çabuk alıştığını, o durumda olan arkadaşlarına da sorabilirsin, sosyal medyadan da araştırabilirsin.

DIŞLANIR MIYIM?

2) Arkadaş çevremde hiç başörtülü yok. Arkadaş çevremde benim kadar dinine uygun yaşayan da yok. Başımı örtersem, arkadaş çevremden dışlanmaktan korkuyorum.

Bir insanı (yani seni), çevresindeki diğer insanların yanında Allah katında kesin olarak en üstün insan olarak kabul ettirmek, şeytanın çok sinsi bir tuzağıdır. Çünkü bu şekilde, insanın İslâmî noktada gelişmesine ket vurur.

İkincisi, sence “arkadaş” nedir? Kelime kökenine bakıldığında, insanın arkasında duran kişi demektir değil mi? O arkadaşların, senin sırf daha Müslümanca yaşama isteğinden dolayı sana sırtını dönecekse, onlar gerçekten senin arkadaşın mıdır, yoksa sadece boş vakitlerinde sıkılmamak için seninle vakit geçiren insanlar mıdır? Başını örtmen, sırf onların gerçek yüzünü görmek gibi bile bir fayda sağlasa, bu........

© Yeni Asya