Başkalarının günahına ağlamak
Gıybete girmemesi için isim zikretmeyeceğim.
Personelim aradı, dükkâna alışveriş için gelip de selâm söyleyen eski bir komşum ile telefon görüşmemizin ardından bu hatıralık yazı günahkâr dünyamda çok önemlidir.
“Yapma, günahtır, ayıp olur, gençlerin yoldan çıkmasına sebep oluyorsun”, diye ikazlarımı hatırlıyorum.
Gençlerden bazıları, akşam üzeri dönüşlerinde evlerine giderken, onların hoşuna gidecek lâflarla çelme takarak ayak üstü başlayan merhabalar, daha sonraları dükkâna yorgunluk çayı içmeye davetle devam ederdi. Karşıdaki, aynı kafa arkadaşlarını da çağırarak bol gülmeli sohbetler tekrarlanır dururdu.
Bu gençlerden biri, tanıdığım, düzgün bir babanın evlâdıydı(kızıydı) ama hepimizin hâli malûm; evlâd, aldığı terbiye ile hareket etmezse, böylesine tuzaklara düşüyor. Bazen terbiye yetersiz, evlâdın iradesi kifayetsiz oluyor. Evet, herkes, kendi tayin ettiği, iradeleriyle tercih ettiği kaderini yaşayacak.
Yıllar sonra o dükkânın önünden geçerken, malûm komşumu gördüm. Bir sandalyeye oturtmuşlar, bir tarafını kullanamıyor ama gelen geçen herkese suçlu gözlerle bakıyor, tanıdıklara selâm veriyordu.
Bunları hatırlarken, personelimden gelen bilgi, beni böylesine eskilere götürdü.
Kendi dükkânının sağı solu kuyumcu idi ve nihayet oğluna kendi mekânında kuyumcu dükkânı açar.
Onlardan değil de bizimle alışverişe geldiğine göre, komşu ve evlâdıyla alışverişe mâni bir hâl var ki, bu onun meselesi, deyip geçtik ama bu vaziyetler bize pek ibretli geldi.
Hayatının meyvesini........
