Neyi terbiye etmek gerek?
Herkes ekrandan şikâyet ediyor, seviyesiz içeriklerden yakınıyor fakat ne ilginçtir ki şikâyet çoğaldıkça ekranın etkisi azalmak yerine artıyor. Bu çelişki bize aslında basit bir soruyu hatırlatıyor: Madem memnun değiliz, o hâlde neden bu görünmez akışa teslim oluyoruz?
Belki de problem ekranda değil onu hayatımızın merkezine yerleştiren bizde. Bir yayının nasıl şekillendiğine baktığımızda, sahnenin önündekilerden çok arkasındakilerin belirleyici olduğunu görüyoruz. Reytingin dili, algoritmaların sessiz yönlendirmesi, medya patronlarının ekonomik ve siyasî bağları… Tüm bunlar ekrana neyin çıkacağını, neyin görünmez kalacağını tayin ediyor. Bunca güç ilişkisi arasında hakikatin payı ne kadar, bilmiyoruz. Belki de bilmediğimiz için rahatız. Belki de bilmediğimiz için sorumluluktan kaçıyoruz. Peki, hakikatin sesi kısılırken biz neden sadece seyrediyoruz?
Toplumsal yapıyı en hızlı değiştiren şey siyaset, eğitim veya ekonomi değil; ekrandan sızan görünmez duygudur artık. Aile aynı evin içinde yaşarken farklı ekran âlemlerinde kayboluyor. Gençler hızla tüketilen görüntüler arasında sabır ve derinlik duygusunu yitiriyor, kötülük görünürlüğü arttıkça........





















Toi Staff
Sabine Sterk
Gideon Levy
Mark Travers Ph.d
Waka Ikeda
Tarik Cyril Amar
Grant Arthur Gochin