İnsanı mı büyütüyorsun, hizmeti mi?
Burada durup sormak gerekir: Bu suskunluk gerçekten doğru bir ölçü müdür?
Meseleye dikkatle bakıldığında, aslında yasaklanan şeyin “takdir” değil, ölçüsüz ve abartılı övgü olduğu görülür. Çünkü insanın nefsi övülmekten hoşlanır. Sürekli övülen bir insan, zamanla kendini merkeze koymaya başlar. Bu da onun hakikatten uzaklaşmasına sebep olabilir. Yani problem, hakikati dile getirmek değil; hakikati aşan, insanı olduğundan büyük gösteren bir övgü biçimidir.
Ancak buradan “öyleyse hiç takdir etmeyelim” sonucu çıkmaz. Çünkü takdir ile övgü aynı şey değildir. Övgü çoğu zaman kişiyi merkeze alır ve onu büyütür. Takdir ise yapılan hizmeti, ortaya konulan emeği ve güzel hasletleri görünür kılar. Bu nedenle takdir, nefsin şişmesine değil, hayrın devamına hizmet eder.
Bir insanın yaptığı güzel bir işi görüp hiçbir şey söylememek, o iyiliği görünmez kılmak anlamına gelir. Görünmeyen iyilik ise zamanla zayıflar. Oysa bir iyilik dile getirildiğinde hem o işi yapan kişi için teşvik olur hem de başkalarına örnek teşkil eder.
Burada dikkat edilmesi gereken temel nokta şudur: Kişiyi mi yüceltiyorsun, yoksa yapılan iyiliği mi görünür kılıyorsun? Eğer odak şahıssa, bu övgüdür ve risklidir. Eğer odak yapılan iş ve ortaya........
