Bir kuantum hikâyesi ve meraklı yolcu-6
Modern bilimin ulaştığı bazı sonuçlar ile İslâm’ın asırlardır dile getirdiği hakikatler, aynı merkezde buluşmaktadır. Dil farklıdır, yöntem farklıdır; fakat işaret edilen gerçeklik aynıdır. Kâinat, insan şuurundan bağımsız, donuk bir sahne değil; bakışla, niyetle ve bilinçle ilişki kuran canlı bir anlam alanıdır.
Kuantum fiziğinin ortaya koyduğu “gözlemci etkisi,” bize şunu söyler: Gerçeklik, gözlemden önce sadece bir ihtimaller alanıdır; gözlemle birlikte belirginleşir.1 İslâm’ın niyet ve nazar hakikati ise benzer bir hakikati manevî zeminde ifade eder: İnsan, nasıl bakarsa öyle görür; hangi niyetle yönelirse, olayların manası da ona göre şekillenir.
Bilim, gözlemin fizikî sonucu etkilediğini söylerken; maneviyat, niyetin ve bakışın hadisenin mahiyetini değiştirdiğini bildirir. Bir kuantum deneyinde elektron, gözlemciye adeta “cevap” veriyorsa; ahlâk ve iman mesajlarında da kâinat, insanın iç dünyasına “cevap” verir. Bu ortak zemin bize şunu öğretir: Hakikat tek katmanlı değildir. Ne sadece maddedir, ne de yalnızca manadır. Hakikat, madde ve mananın birlikte okunduğu çok katmanlı bir bütündür. Birini........





















Toi Staff
Sabine Sterk
Gideon Levy
Mark Travers Ph.d
Waka Ikeda
Tarik Cyril Amar
Grant Arthur Gochin