Sokaktan okula taşan şiddet
Saldırı sonrası yapılan açıklamalara bakıldığında problemin özüne inilemediği ya da göz ardı edildiği akla geliyor. Eğitim sistemi ciddi anlamda bir krizle iç içe olduğu halde, hadiseye sadece “yenilenen okullar” ya da “ücretsiz ders kitabı dağıtma” penceresinden bakanların sıkıntının büyüklüğünü kavrayamadığı anlaşılıyor.
Mesele, birilerini itham etmek değil. Eğitim gibi çok önemli bir konu bir kişiye ya da bir siyasî partiye havale edilemez. Bu konu ülkemizde yaşayan 80 milyon insanın meselesidir ve hepimiz “daha iyi eğitim” için elimizden geleni yapmak mecburiyetindeyiz.
Ancak yaşanan silahlı saldırıların temelinin çok derinlerde olduğunu da görmek icap ediyor. Saldırıyı gerçekleştiren öğrenci ya da öğrenciler hangi sosyal çevrede yetişti? Bu öğrenciler hangi TV kanallarını, hangi filmleri izledi ya da hangi “oyun”ları oynadı? Hadiseye bütün yönleriyle bakmadan kalıcı çare bulma imkânı var mı?
Ortaya çıkan bu tabloda “öğrenci, veli, öğretmen” üçlüsünün de sorumluluğu vardır. Dolayısı ile eğitim sisteminin işleyişini planlayan “siyasî irade” de hisse sahibidir. Tek başına öğrencileri, tek başına velileri ve yine tek başına öğretmenleri sorumlu tutamayız. Herkesin ve hepimizin birbirinden farklı sorumlulukları vardır.
Prensip olarak “Aileler çocuklarıyla ilgilensin” denilir. Doğrudur, ancak bu sözle söylendiği kadar kolay mıdır? Ailenin elinde çocuklarına sahip çıkabilecek bilgi ve vasıtalar var........
