Azalan namaz, artan suç: Neyi kaybettik?
Suç oranları nüfus artış hızımızdan fazla artıyor. İnancımıza göre haram kabul edilen davranışlar gerilemiyor. Örf ve edebimize göre ayıp olan hâller azalmak bir yana, sıradanlaşıyor. Buna mukabil, düzenli ibadetini yapanların sayısı her geçen yıl azalıyor. Bu tablo tesadüf müdür? "Kâinatta tesadüfe tesadüf edilemeyeceğine” göre çorbaya doğradıklarımız kaşığımıza geliyor.
TÜİK’in çeşitli yıllara yayılan adalet, sağlık ve sosyal hayat istatistikleri; hırsızlık, yolsuzluk, dolandırıcılık, uyuşturucu suçları ve şiddet vakalarında ciddî artışları önümüze koymaktadır. Cezaevlerindeki mahkûm sayısı bakımından Avrupa’da birinciyiz. Madde bağımlılığı yaygınlaşıyor, alkol tüketimi yükseliyor. Suç yaşı düşüyor, suç sıradanlaşıyor.
Bu tabloya bakıp da meselenin kökünü ekonomiye bağlamak, meselenin en can alıcı noktasını atlamaktır. Zira tarih boyunca nice toplumlar yokluk görmüş, ama inancını ve ahlâkını kaybetmemiştir. Asıl kayıp, manevî kimlik kaybıdır.
Namaz, ferdî bir ibadet olmanın ötesinde, insanı, günde beş vakit, kendisiyle, Rabbiyle........
