Teröristlere affa, münfesih örgüt kılıfına itiraz, ikaz ve vatanperver ehl-i vicdana çağrı (1)
Bu girişten sonra asıl yazımızın konusunda gelelim.
TBMM Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş geçen hafta yaptığı açıklamada Terörsüz Türkiye kapsamında “münfesih örgüt” ifadesini kullanarak, çoğu insanın gözünden kaçan bir af meselesi ile affa kılıfı da ortaya koymuş oldu. Hâlbuki pişmanlık duyan, gelip teslim olan örgüt mensupları için zaten bir uygulama var. Böyle olmasına rağmen Meclis Başkanı Kurtulmuş’un bu ifadeyi kullanması oldukça düşündürücü.
Kurtulmuş “münfesih örgüt” ifadesinin de yer aldığı açıklamasında; “Bu yasa münhasır ve geçici bir yasa olacak. Münfesih terör örgütü üyeleriyle ilgili bir yasa. İlanihaye olmayacak. Belli bir süre verilecek. Gelip silahı bırakan, örgütsel faaliyetlerden vazgeçtiğini ilan eden mensuplar bundan istifade edecek”1 diyor.
Bu cümlede geçen en önemli ifade, “münfesih örgüt” ifadesi! Meclis Başkanı Kurtulmuş bu ifadeyi neden kullanıyor? Düşünen beyinler bunu tahmin edebiliyor. Eli kanlı, bebek katledenlere af çıkaracaklar. Ama bir de işin öbür tarafı var, terör örgütü denilen başkaları da var.
Bediüzzaman’ın Ticanî meselesinde Menderes’i ikaz ettiği “Birisinin hatasıyla başkası mesul olmaz” İlâhî ölçüsüyle ve “suçun şahsîliği” ilkesiyle bakıldığında, Binali Yıldırım’ın “at iziyle it izi karıştırıldı” tespit ve rahatsızlığına rağmen suçla (altını çizerek ifade edelim, suçla) ilgisi olmamasına rağmen bu kapsama girenler var. Anlaşılan Münfesih Örgüt vurgusu ile -altını çizerek ifade ettiğim- suçla ilgisiz de olsalar kapsam dışı bırakılmak isteniyor.
Bu iki açıdan da yanlış: Suç işleyene cezanın verilmesi adalettir, suçla ilgisize hakkının verilmesi adalettir, demokrasinin gereğidir. Bu........
