menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bayramlar, “bayram” olsun

26 0
19.03.2026

Dinî ve millî değerleri itibariyle hususî kıymeti haiz olan ve toplumun tamamını kapsayan müstesna günlerdir, bayramlar.

Bayram kelimesinin Arapçası, “âdet hâline gelen sevinç ve bir araya toplanma günü” manasındaki “îd”dir.

Bir ülkenin mazisinde vuku bulmuş ve başarısı milletine mal olmuş hatıralar “bayram” olarak anılır; dinî bayramlarda ise, insanın hem dünya, hem de ahiret hayatını ilgilendiren yüksek değerler bulunmaktadır. Dolayısıyla bayramlar, toplumların hayatında yer alan olağanüstü günlerdir.

İslâm dininde Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı olmak üzere iki bayram vardır. Her iki bayram da Hicretin ikinci yılından itibaren kutlanmaya başlanmıştır.

Ramazan orucu da ilk defe bu yıl farz kılınmış, bu ayı oruçla geçiren mü’minler sonraki ayın yani, Şevval ayının ilk üç gününü bayram olarak kutlamışlardır. Bu sebepten dolayı bu bayrama Ramazan Bayramı veya bayramdan önce fıtır sadakası verildiği için, “Fıtır Bayramı”1 da denilmektedir.

Hicretten sonra, Medine halkının İran geleneğinden gelen Nevruz ve Mihricân bayramlarını kutladıklarını gören Peygamberimiz (asm), “Allah sizin için o iki günü daha hayırlı iki günle değiştirmiştir”2 buyurmuşlardır.

Ramazan Bayramı’nda, mü’minler, bir önceki ayı ibadetle geçirmenin sevinciyle, Allah’ın rahmetine ve mağfiretine nail olabilmenin ümidini taşırlar; bu heyecanı, bugünlerde yaşarlar.

Bayramlar sevinç günleri olduğu........

© Yeni Asya