menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dünyayı silah/sızlanmak kurtaracak

21 0
07.03.2026

Ama insanlığın yolunu tutmak için ne kadar erken; yola çıksak iyidir. (Yola çık; yol açık…)

Doya doya gökyüzüne, aya, yıldızlara bakarız. Çekeriz haberlerin kulağını. 

Belki şiir okuruz; kışın bir soba yanında, kestane kokularında. Yazın çınar altlarında… Bütün mevsimlerin kapısını çalarız tek tek. Sonbahar ölümü atarken önümüze; bahar bir diriliş gibi güler.

Bıktım bu kof gürültülerden. Bu dünyayı kirleten savaşçı korkaklardan. Cesurca yaşamak varken niye bu korkmak hayattan? Ki hayat sade ve güzel ve çok nazik... 

Bu kabalık, savaşkanlık niçin ve nereye kadar? Huzursuzluk çıkararak, kan dökerek, can yakarak “huzur” arayanlara bak hele! 

Nasıl yatıp kalkar bunlar! Nasıl yer, içer! Nasıl bakar aynada yüz(süzlük)lerine! 

Dünyayı ateşe atmanın adı ne ola ki? Savaşı kazanmış ve cesetlerin arasında gezinen komutanın son sözü ile bitiyor ya o tiyatro: Zafer ya da hiç!

Yıllar yılı aynı oyunları seyretmekten halklar bıktı ama nasılsa seçtikleri bıkmıyor. Bir terslik var bu işte! Halkların arasında bir kavga yok. Oturup hep beraber bir sofrada vakit geçirebilirler. Zaten bunun böyle olduğu birbirlerine turist gittiklerinde ayan beyan ortada… Ama koltuğa oturanlarda eneler şahlanıyor. Derken işte ve ötelerden bugüne kana, kine bulaştırılan zamanlar ve mekânlar… 

Böyle gitmez; oyunlar biter, oyuncaklar kırılır bir gün. Kedilerin, karıncaların, güllerin hatrını........

© Yeni Asya