menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İnsanın zayıf yönleri - Hutuvât-ı Sitte Aynasında Günümüz Siyaseti-2

8 0
28.04.2026

İnsanlar içinde "şeytanın vekili" sıfatıyla onun vazifesini üstlenen siyasi iradeler; fitnekârane siyasetle ülkeler arasında yangın çıkarmak (kundaklamak) maksadıyla dostane görünüp münafıkane hareket ederler. Irkçılık gibi ayrılıkçı fikirleri toplumların içine sokarak sosyal felaketlere sebep olan bu acımasız siyasetin temsilcisi dün İngilizler idi, bugün ise onların varisleridir.

Bu siyasî emellere ulaşabilmek için tıpkı şeytanın "sağdan yaklaşması" gibi, Üstadın tespitiyle şu yöntemler kullanılır: “...altı hutuvatıyla (adımıyla) âlem-i İslâm’ı ifsat için;

•İnsanlardaki ve cemiyetlerdeki habis menbaları (kötü kaynakları), 

•Tabiatlarındaki muzır madenleri (zararlı istidatları), 

•Fiilî propaganda ile zayıf damarları işletiyorlar.” 

İnsanların ve toplumların kaderinde söz sahibi olan aktörlerin “habis menbaları” ve “zayıf damarları” neler olabilir? Cenab-ı Hak, ayırt etmeden her insanın mahiyetine sayısız duygu ve his yüklemiştir (istidat). Bunların işlenmesiyle ortaya çıkan sonuçlara "kabiliyet" denir ve bu kabiliyetler yönelimlerine göre müspet veya menfi tezahür eder. Sömürgeci anlayışın kullandığı "habis menbalar" ve "zayıf damarlar" ise insandaki olumsuz duyguların tahrik edilmesidir.

Üstad Hazretleri bu istismar edilen damarları şöyle sıralar:

•Kiminin hırs-ı intikamını (intikam alma duygusunu), 

•Kiminin hırs-ı câhını (makam ve mevkiye aşırı düşkünlüğünü), 

•Kiminin tamahını (açgözlülüğünü), 

•Kiminin humkunu (ahmaklığını, mantıksızlığını), 

•Kiminin dinsizliğini, 

•Hatta en garibi, kiminin de taassubunu (fanatizmini)........

© Yeni Asya