Aileyi yıkan sınırsız hak değil kaybolan dengedir
Sevginin, merhametin, fedakârlığın ve neslin devamının merkezi olan aile, ancak hak ile sorumluluğun dengeli olduğu zaman huzur üretir. Son yıllarda ise boşanma oranlarının artması, “Aileyi ayakta tutan değerler nelerdir?” sorusunu yeniden gündeme taşımıştır.
Bu tartışmalarda zaman zaman “kadınlara verilen sınırsız haklar boşanmaları artırıyor” şeklinde değerlendirmeler yapılmaktadır. Bu ifade tek başına ele alındığında eksik ve genelleyici olabilir. Asıl mesele, kadın veya erkek fark etmeksizin, hakların sorumluluklardan koparılmasıdır.
Kur’ân-ı Kerîm, aile hayatını karşılıklı hak ve vazifeler üzerine bina eder. Bakara Suresi’nin 228. ayetinde, “Kadınların hakları olduğu gibi, erkeklerin de onlar üzerinde meşru hakları vardır.” buyrularak ailede denge esas alınmıştır. İslâm, ne kadını ikinci plana itmiş ne de erkeği değersizleştirmiştir. Her iki tarafa da adalet ölçüsünde haklar ve sorumluluklar yüklemiştir.
Peygamber Efendimiz (asm), “Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır” buyurarak aile içinde sevgi ve güzel muamelenin önemini vurgulamıştır. Bu ölçü, güç mücadelesini değil; merhameti, anlayışı ve karşılıklı saygıyı esas alır.
Modern dünyada ise ferdî özgürlük anlayışı giderek güçlenmektedir. Elbette insan haklarının korunması büyük bir kazanımdır. Ancak özgürlüğün sorumlulukla dengelenmediği yerde aile hayatı zedelenmeye başlar. Eşlerden biri sürekli kendi haklarını öne çıkarırken vazifelerini ihmal ederse, huzurun yerini çatışma alır.
Bugün boşanmaların sebeplerine bakıldığında ekonomik sıkıntılar, iletişimsizlik, şiddet, bağımlılıklar, sadakatsizlik, sosyal medyanın olumsuz etkileri ve tahammül kültürünün zayıflaması gibi pek çok etken görülmektedir. Dolayısıyla boşanmaları tek........
