menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Fikir hürriyetine Kemalist darbe

26 0
29.03.2026

Derste tahtaya “güzel gören …” ile başlayan meşhur vecizeyi yazıp kime ait olabileceğini soruyor. Bir öğrencinin M. Kemal’e ait olabileceği yolundaki cevabı üzerine de konu M. Kemal’e gelmiş oluyor. 

Hoca, anladığımız kadarıyla, bu vesileyle M. Kemal hakkında bazı negatif değerlendirmeler yapıyor.

Olay öğrenciler eliyle ailelere ve idareye intikal ediyor ve Hoca hakkında “çalışma!” başlatılıyor. 

Soruşturma, gözaltı ve derken tutuklama kararı sonrasında Hoca Ramazan Bayramını içeride geçiriyor. (Tahliye edildi, ama davası devam ediyor ve edecek).

Basına ve sosyal medyaya yansıyanlara bakılırsa Ramazan Hoca, savunmasında, “Oruçluydum, hastayım, ne dediğimi tam da hatırlamıyorum ama hakaret etmedim” türünden bir şeyler söylüyor. Biz, burada, “suçludur/suçsuzdur” gibi bir değerlendirme yapmayacağız. Zira dosyayı bilmiyoruz ve haddimizi biliyoruz. 

Biz başka taraftan bakacağız:

Konu medyada farklı iki damar tarafından farklı şekilde ele alındı.

Yeni Şafak ve benzerleri, “Hocaya haksızlık yapıldı, sahip çıkmak lâzım” modunda. Ama “Başsavcılık … tahliye kararı verdi” gibi hukuken açıkça hatalı cümlelerden görüldüğü üzere işin ucundan tutuyorlar. 

Sabah ve ATV grubu ise “Atatürk’e hakaret eden felsefe öğretmeni tutuklandı” manşetinden de görüleceği üzere klasik tetikçi anlayışını sürdürüyor. 

M. Kemal ile ideolojik zıtlık içinde olması beklenen kesimler bu olaydan ve tutumlardan şu dersi çıkarıyorlar: “Kemalistler bunca yıldan sonra halen de organize ve ideolojik iktidarlarını bırakmak istemiyorlar. Kanunları ve kamu gücünü de bu tarz eylemlerle kendi ideolojilerine alet ediyorlar.”

Hukuken ise mesele basit: 

Elbette tarihî şahıslar hakarete karşı korunmalı. Ancak, bunu, özel kanunla ve bir kişiye has olarak yapmak,........

© Yeni Asya