Dâire-i imkân ve dâire-i vücûb
“İmkân, var olmakla olmamanın eşit olmasıdır. Yaratılan her şey imkân dairesinde yer alır. Yani var olarak gördüklerimiz olmayabilirlerdi veya çok daha farklı hususiyetlerde olabilir- lerdi. Eşyanın varlığı kendi zatından olmayıp Allah’ın yaratmasıyladır. Bediüzzaman’ın ifadesiyle, “...imkândan vücûb görünür...”1 Bir şey varlık sahasına çıkmışsa, onun var olması yoklukta kalmasına tercih edilmiş demektir. Bu tercih ise ancak varlığı vacib olan Allah’ın iradesiyle tahakkuk eder. Vücûb ise imkânın mukábilidir. Allah vacibü’l-vücûddur, yani onun varlığı zatından olup, yokluğu imkânsızdır. “Vücûb dairesi” denildiğinde O’nun (cc) zatı, şuunatı, sıfatları, isimleri ve fiilleri anlaşılır.”2
Bu manayı şöyle de ifade edebiliriz. Var olması veya olmaması mümkün olan her şey mümkinâttır. Bunun karşılığı olarak var olması zarûrî olan vacib’ül-vücûddur. Bu varlığı zarûrî olan ve yokluğu düşünülemeyen Allah’ın vücûdudur. Öyleyse Allah’ın zat, sıfat, şuunat ve isimlerinin dairesi olan âlem-i vücûb haricinde olan herşey daire-i imkândır. Yaratılmış bütün masiva, mevcudat ve bütün ihtimaller de daire-i imkân içindedir.........





















Toi Staff
Sabine Sterk
Gideon Levy
Waka Ikeda
Tarik Cyril Amar
Mark Travers Ph.d
Grant Arthur Gochin