menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Rekabet gücünde gerileme

12 0
thursday

Bir ülkenin ekonomisi sadece ne kadar ürettiğiyle değil, ürettiğini dünyaya ne kadar satabildiğiyle de ölçülür. Eğer bir ülke kaliteli malı uygun fiyatla üretebiliyor, teknolojiyi yakından takip ediyor ve dünya pazarlarında söz sahibi olabiliyorsa buna rekabet gücü denir. Ancak rekabet gücü zamanla azalırsa, bunun etkileri sadece fabrikalarda değil, pazarda, markette ve vatandaşın cebinde de hissedilir.

Bugün birçok ülke, küresel ekonomide daha güçlü olabilmek için büyük bir yarış içinde. Kimisi teknolojiye yatırım yapıyor, kimisi eğitime ağırlık veriyor, kimisi ise üretim maliyetlerini düşürmeye çalışıyor. Yarışın gerisinde kalan ülkeler ise ihracatta zorlanıyor, yatırımları kaybediyor ve ekonomik büyümede yavaşlama yaşıyor.

Rekabet gücündeki gerileme, aslında sessiz ilerleyen ama etkisi büyük olan bir sorundur.

Bir ürünün dünya pazarında tercih edilmesi için kaliteli, güvenilir ve uygun maliyetli olması gerekir. Eğer aynı ürünü başka ülkeler daha ucuza veya daha kaliteli üretebiliyorsa, alıcılar doğal olarak onları tercih eder. İşte bu noktada ihracat azalır, üretim düşer ve işletmeler zor günler yaşamaya başlar.

Türkiye gibi üretim ve ihracata önem veren ülkelerde rekabet gücü daha da kritik hale geliyor. Çünkü milyonlarca insanın işi, fabrikaların üretmeye devam etmesine bağlıdır.

Rekabet gücünün azalmasının birçok nedeni olabilir. Bunların başında yüksek üretim maliyetleri geliyor. Elektrik, doğal gaz, akaryakıt ve hammadde fiyatlarının yükselmesi, fabrikaların maliyetlerini artırıyor. Maliyet arttıkça ürün fiyatı da yükseliyor. Fiyat yükseldiğinde ise uluslararası pazarda rakiplerle yarışmak zorlaşıyor.

Bir diğer önemli neden ise verimlilik sorunu. Aynı işi daha az maliyetle ve daha kısa sürede yapabilen ülkeler her zaman avantaj kazanıyor. Eğer üretim süreçleri eski teknolojiyle yürütülüyorsa, makineler yenilenmiyorsa ve........

© Yeni Ankara