Zombi’nin ibretlik zevali
“O bir çocuk gibi. Aslında hiç büyümedi. Çocukluğundan beri sınırları, disiplini olmayan bir adamdı.
Okul arkadaşlarıyla konuştum: ‘O, bir zorbaydı. İnsanları aşağılamayı çok seviyordu!” diyorlar…
Bunu seviyor. Çünkü, kendisine bir şey yapamayacaklarını biliyordu.
Statü açısından kendisini çok yukarılarda görüyor. Herkes, onun önünde eğilmek zorunda kalıyor.
Çalışanlarına karşı hiç iyi davranmıyor. Tembel bir adam…
Odasındaki perdeleri açmak için insanları üç kat yukarıya çıkmaya zorluyor.
Yüzünde ben olanları, görünüşünü beğenmediklerini veya naylon gömlek giyenleri kovuyor.
Kendini beğenmiş, ukala!”
İngiliz tarihçi ve yazar Andrew Lownie, Youtube’taki ‘Daily Expresso’ söyleşisinde, Ex-Prens Andrew hakkında işte bu sözleri söylemişti.
Lownie’nin, Ex-York Dükü Andrew Mountbatten-Windsor ile eski eşi Sarah Ferguson’ın biyografisini yazdığı “York Hanedanı’nın Yükselişi ve Düşüşü” başlıklı kitabı, 2025’te yayınlandı.
Andy Lownie’ye “Kraliyet Ailesi’nin Cenaze Levazımatçısı” denmesi, boşuna değil!
Kitapta, Andrew’un Seks Taciri Jeffrey Epstein ile ilişkisini de anlatıyor.
Epstein, Prens Andrew’u “Kendisinden bile sapkın bulduğu tek kişi” olarak tanımlıyormuş…
Prens için “O, sapkınlığın kralıdır” diyormuş!
Kraliyet’teki bütün unvanlarını yitirmiş vaziyetteki Andrew için illa bir unvandan bahsedilecekse…
İşte bu “Sapkınlığın Kralı” etiketi, onun üzerinden bir daha hiç çıkaramayacağı “Epstein Marka” meşum bir üniforma sayılabilir.
Gözaltında geçirdiği on bir saatlik süre zarfında Andrew’un ne denli “aşağılayıcı” şartlar içinde debelendiğini tahmin etmek zor değildir.
O sırada, “Odasındaki perdeleri açmak için çalışanlarını üç kat yukarıya çıkmaya zorladığı günleri” hatırlamış mıdır, acaba?
Lownie’nin anılan kitabında geçen şu akla ziyan sahne için de aynı meraklı sual geçerlidir:
“Prens Andrew bir odaya girdiğinde, eğer beklediği saygıyı görmezse…
Odadan çıkılıp aceleyle yapılan eğilmelerle, reveranslarla tekrar girmeden hemen önce…
Yüksek sesle ‘Bunu tekrar bir deneyelim’ derdi!”
SIRA, BUZDAĞININ “GÖRÜNMEYEN” YÜZÜNDE
“60 Minutes Australia” adlı programda, Tara Brown’ın “Bundan sonra da şoke edici e-maillerin ortaya çıkmasını bekliyor musun?” sorusuna, Lownie şu cevabı veriyordu:
“Evet. Elimizde sadece buzdağının görünen kısmının var olduğunu düşünüyorum. Başka isimler de ortaya çıkacak!”
Aynı söyleşide, Lownie’nin Ex-Prens için şu psikanalizi de yer aldı:
“Bu Epstein mağdurlarına yapılanlara dair hiçbir pişmanlık duygusu yok. Utanç duygusu yok. Nezaket de yok…
Andrew’un, kraliyet mensubu olmak dışında hiçbir kimlik duygusu da yoktu.
Artık, Kraliçe’nin oğlu olarak bile ortalıkta dolaşamayacak.
Onun için sorun da burada, zaten…
Bir narsist olarak, kendisini sahnenin merkezine koydu.
Oysa, küçük rollerde oynamalıydı.”
Andy Lownie, Sapkın Prens Andrew’u eleştiren amirallerin, büyükelçilerin kariyerlerinde ilerleyemediklerine de dikkat çekiyordu.
Ve bir de adaşının seri yalancılığına:
“Bu entelektüel zombi, yalan söylemeye o kadar alışmış ki, artık yalanda sınır tanımadığının farkında bile değil!”
Ahlaksızlığın doruğundaki Andrew Mountbatten-Windsor, Epstein’in Seks Trafiği bahsinde, dünden bugüne hep yalan söyledi.
Ortalığa dökülen onca fotoğrafa, belgeye rağmen sürekli inkâr çalıştı.
2019’da BBC’ye verdiği röportajda, Virginia Giuffre ile buluşmasını “hiç hatırlamadığını” söylemesi ise kuyruklu yalanlarının en başında geliyordu.
Giuffre, intiharından neredeyse altı ay sonra yayınlanan anı kitabı “Nobody’s Girl”de, Prens Andrew ile cinsel ilişkisine dair üç buluşmayı detaylarıyla anlatırken…
‘Sapkınlığın Kralı’ Andrew’un yalanlarını yerle bir etti ve de Ex-Prens’le birlikte dostları Jeffrey& Ghislaine tandeminin ipliğini tümüyle pazara çıkardı.
Şöyle yazdı, kitapta:
“Onlarla yaşadığım yıllar boyunca, beni sayısız zengin, güç sahibi erkeğe verdiler…
Kullanıldım ve aşağılandım…
Bazı durumlarda beni boğazladılar, dövdüler. Kanlar içinde kaldım…
Öyle ki, bir seks kölesi olarak öleceğime inanıyordum!”
İSVİÇRE’NİN ZAYTUNG’U
Jeffrey Epstein, Mossad ajanıydı ve CIA ile bağlantılıydı.
Batı Medyası’ndaki bazı “İsrail Sevici” gazeteler, zerrece utanmadan, gün ışığına çıkarılan sayısız belgeye dudak büküyorlar; Seks Taciri/Pedofil Epstein’e koltuk çıkmaya yelteniyorlar.
İsviçre’nin en eski gazetesi “Neue Zürcher Zeitung” buna ibretlik bir örnek teşkil ediyor.
NZZ’de 23 Şubat’ta Nico Hoppe imzasıyla yayınlanan bir yazıda, “Jeffrey Epstein’e yönelik pedofili suçlaması bir hayal ürünüdür. Zaten, bu iddia kanıtlanamadı” deniliyor!
Yazıda, aklımızla alay eden satırlardan bazıları da şöyle:
“Epstein dosyaları daha önce düşünüldüğü kadar korkunç değil…
Epstein’in geniş ağı göz önüne alındığında, suç ortaklığı iddiaları abartılmış durumda…
Epstein’e takıntılı olanların zihninde, elitler yozlaşmıştır ve insanlığın düşmanıdırlar…
Yahudilere yönelik bu düşmanlık, sansasyon arayışının öngörülebilir bir sonucudur…
Jeffrey Epstein Belgeleri, seçkinler hakkındaki fantezileri doğrulamanın bir aracı olarak görülüyor.”
NZZ’deki bu lakırdıların, en çok da Mossad’ı mutlu ettiğine kuşku yoktur.
İsviçre gazetesi NZZ’nin Gazze’deki soykırıma koltuk çıkan yayınlar yaptığını söylemeye gerek var mı?
