“Zalimler için, yaşasın cehennem!”
Neymiş? -ABD, İran’a kara harekâtı planlıyormuş! CBS televizyonuna konuşan bazı kaynaklar, “Pentagon yetkililerinin kara harekâtı planı yaptığını” söylemişler.
***Şayet, böyle bir planı hayata geçirirse… Haydut Devlet ABD, ölümlerden ölüm beğenir hâle gelir! Denemesi, öyle “bedava” falan değil, her türlü ağır zayiat demektir.
“SAAT BEŞ SAÇMALIKLARI”
Sarı Kovboy, İran’la ateşkes istemediğini söyledi. “Bilirsiniz, karşı tarafı tam anlamıyla yok ederken, ateşkes yapmazsınız” dedi! Oysa, Trump’ın sözleri, sahadaki gerçeklerle örtüşmüyor.
***ABD Başkanı’na klas cevap, İran Dışişleri Bakanı Arakçi’den “Vietnam benzetmesi” ile geldi. Nasıl mı?
Arakçi, Vietnam Savaşı sırasında düzenlenen ve güvenilirliği tartışmalı hâle gelen basın brifinglerine atıfta bulundu. Ciddi asker kayıplarına rağmen, “savaşın iyi gittiğine” dair yanıltıcı açıklamalardı bunlar… Mevzubahis basın toplantılarının zamanla ABD kamuoyunda “Saat Beş Saçmalıkları” olarak anıldığını hatırlattı Arakçi! O dönemde, bu tabir gerçeklikten kopuk resmî açıklamaların sembolü hâline gelmişti. Ezcümle: Aynı söylem yahut çok benzer bir iletişim stratejisi, bugünlerde yine devrede!
FİNALİ GÖRMEDEN PAÇALARI SIVADI
Psikopat Başkan Trump, yıllar önce yaptığı ‘The Apprentice’ programının devam bölümünü çekiyormuş gibi davranıyor. Şimdikinin dehşetengiz farkı, “Kovuldun!” repliği yerine ölümcül bir yöntemle gerçekleşmesi! Yani, Venezuela’dan İran’a, kontrolü dışındaki ülke liderlerini ya esir alarak ya da katlederek devre dışı bırakıyor.
***Maduro’yu kaçırdığı baskın, DJ Trump’ın deposuna benzin doldurmuştu ve o kibirle İran’a saldırdı! Böbürlenerek “Aynen Venezuela’daki gibi çok kolay olacak” diyordu; amma velakin, “hiç beklemediği yerlerden” dehşet tokatlar yiyor.
***2026 model “The Apprentice” ayakları, ha? Finalde: Fena hâlde kovulacak olan, ta kendisidir!
-Haydut Devlet Amerika’ya içeride ve dışarıda dillere destan, ibretlik bir yıkım getiren “Diktatör Başkan” olarak anılacak.
“ÇANLAR, KİMİN İÇİN ÇALIYOR?”
ABD’deki Müesses Nizam’ı temsil eden “Foreign Affairs” dergisinin kapağından Trump’ı hedef alması, alarm zillerinin çalması anlamına geliyor.
***Uluslararası ilişkilerde “Tehdit Dengesi” teorisinin mimarı olan Harvard’lı Profesör Stephen Walt, dergideki yazısında, “Donald Trump’ın savaş stratejisinin bir süreliğine işe yarar gibi görünebileceğini, ancak daha ileri vadede başarısızlığa mahkûm olduğunu” işaretliyor.
***Şu “uyarıcı” satırlar da Profesör Walt’a ait: “Bu yağmacı hegemonya, birçok rakip büyük gücün olduğu bir dünya için uygun değil… ABD’yi ve müttefiklerini zayıflatacaktır. Küresel kızgınlığı da artıracaktır. Bu durum, rakipler için cazip fırsatlar sunarken; Amerikalıları daha güvensiz, etkisiz ve refahtan uzak bırakacaktır. ABD’nin küresel etkisi ise önce yavaş yavaş, sonra aniden azalacak… Trump ne kadar erken vazgeçerse, o kadar iyidir!”
Dünyaca ünlü hedge fonu yöneticisi, milyarder yatırımcı ve stratejist Ray Dalio’nun “Her Şey Hürmüz Boğazı’nı Kimin Kontrol Ettiğine Bağlı: Son Savaş” başlıklı yazısı, Amerikan Devleti’ni bekleyen meşum akıbeti haber verir nitelikteydi.
***Dalio, “Hürmüz kontrol edilemezse Amerikan İmparatorluğu çöker!” diyor. Buna tarihsel örnek olarak da “İngiltere’nin Süveyş Kanalı’nı kaybettikten sonraki hegemonya değişimini” gösteriyor. Dahası var: “Donald Trump’ın savaştaki başarısızlığının, dünyadaki sermaye akışının Batı’dan Doğu’ya kaymasına sebep olacağına” dikkat çekiyor!
“Çok Kutupluluk” tarihçisi Callum, Multipolar Press’teki analizinde “İran’a karşı yürütülen savaşın, tek kutuplu düzenin çöküşünde belirleyici bir sınav olduğundan” söz ediyor: “İran devletinin, bu varoluşsal mücadelede elde edebileceği potansiyel zafer; yalnızca millî bir zafer olmakla kalmayacak, gerçek çok kutupluluğa da yapısal bir ivme kazandıracaktır!”
***Şu çarpıcı tespitler de onun yazısından: “Kavramsal manada çok kutupluluk, tek bir kutbun -tarihsel olarak ABD liderliğindeki liberal düzenin- tek taraflı biçimde normlar, yaptırımlar veya askerî sonuçlar dayatamayacağı bir güç merkezleri yayılımını ifade eder. 1945’ten itibaren işleyen uluslararası düzen, Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra pekişerek üç temel üzerinde devam etti. Askerî üstünlük; finansal hâkimiyet (Dolar bazlı SWIFT sistemi ile IMF ve Dünya Bankası koşulları); ideolojik hegemonya…
İşte, İran’ın direnişi, bunların her birini sistematik olarak baltalıyor!” (4 Mart 2026)
ABD’nin “Savaş Bakanı” sıfatını taşıyan Pete Hegseth, İran’a yönelik faşizan saldırılardan söz ederken… “Gün boyu gökyüzünden ölüm ve yıkım yağdırıyoruz. Onları yere serilmişken yumrukluyoruz” diye övünüyordu! Masumların, sivillerin kanlarından beslenmeyi bir devlet politikası olarak yürüten ABD’ye boşuna “Büyük Şeytan” denilmiyor.
***Azılı bir “İslam Düşmanı” olan Hegseth, bakınız en son ne demiş: “İster Sünni ister Şii Müslüman olsun; düşmanlarımızla savaş hâlindeyiz ve onlarla her yerde savaşacağız.”
GİZEMLİ HADİSELER BERDEVAM
The Washington Post’ta çıkan 18 Mart 2026 tarihli enteresan bir haberde ise şöyle deniliyor: “Son on gün içerisinde, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Savunma (Savaş) Bakanı Pete Hegseth’in ikamet ettiği Washington’daki Fort Lesley J. McNair askerî üssü üzerinde birden fazla kimliği belirlenemeyen İHA saptandı. Yetkililer, insansız hava araçlarının nereden kaynaklandığını henüz belirleyemediklerini açıkladı.”
***Diktatör Trump ile “boş yapan adamları” Pete Hegseth ile Marco Rubio’ya; rahmetli Neşet Ertaş’a atfen seslenelim:
“Bunlar neden; nedenini sordun mu?”
Bu vesileyle, not edelim: Yeni Ankara’daki köşemizde yayımlanan 11 Ekim 2025 tarihli “Şarkılara Sordum Söylemediler” başlıklı ilk yazımızı bir kez daha okumanızda fayda var!
