“Sahibinden, Satılık Transatlantik”
Trump, Hürmüz Boğazı’nı açmak için NATO’da koalisyon kurmak istedi, havasını aldı.
Orada, ABD’ye yardıma karşı “Ret Koalisyonu” oluştu.
İttifakın “kollektif refleksi” adeta kilitlenmiş vaziyette…
Transatlantik, her geçen gün biraz daha “su alıyor!”
Büyük bir hayal kırıklığı yaşayan Haydut Devlet Başkanı, sert ifadelerle onlara bozuk çaldı…
Üstüne bir de “Hiç kimsenin yardımına ihtiyacımız yok” diyerek “Küstüm Şov” attırdı.
NATO’daki belli başlı müttefiklerinden “Yandım Çavuş” sızlanmasıyla talep ettiği acil yardım karşılık bulmayınca, birdenbire/aniden “Yardıma ihtiyacı kalmayıverdi!”
-Çevir kazı yanmasın: Bu ne, yaman çelişkidir, Abidin?
Çin, Japonya ve Güney Kore de Azgın Kovboy’a “Kapı açık, arkanı dön ve çık!” dedi.
Hürmüz’de öylesine çaresiz kaldı ki, hasmı Çin’e el açtı.
Çin ise bir güzel “Hürmüz Boğazı’nın İran’ın egemenlik alanı olduğunu” hatırlatarak, ABD’nin talebini geri çevirdi.
Hürmüz Krizi, bir bakıma güç testine dönüştü…
İran, ABD’ye “çalışmadığı yerden” sordu!
ABD’nin şu “Denizler Hâkimi” unvanı da yalan oldu.
DJ Trump’ın gelgitleri, çelişkileri hatta aynı konuşmanın içinde bile “çark edişleri” günlük sporu mesabesinde!
Yaşadığı acizlik ise son günlerdeki konuşmalarına daha ziyade yansıyor.
“Kimse beni İran’ın körfez ülkelerini vuracağı konusunda bilgilendirmedi” yakınması, ibretlik bir itiraftır.
İran’ın ABD’ye karşı Hürmüz Boğazı kartını oynayacağını öngöremeyişi ise onu savaş ringinde “grogi” vaziyetine düşürdü.
ABD’nin “Ulusal Terörle Mücadele Merkezi”nin Başkanı olan Joseph Kent’in istifasını verirken sarf ettiği şu sözler pek manidardır:
“İran, ulusumuz için yakın bir tehdit oluşturmuyordu…
Bu savaşı, İsrail ve onun ABD’deki güçlü lobisi istediği için başlattığımız açıktır.”
Sarı Kovboy’a yönelik bunun gibi ciddi itirazlar her geçen gün artıyor.
Devamı da gelecektir.
İsrail ile ABD’nin İran’a yönelik terör saldırıları fevkalade yıkıcı…
En son Ali Laricani suikastında olduğu gibi İran devletinin en önde gelen liderlerini katletmeyi de sürdürüyorlar.
İran müthiş bir direniş gösteriyor: Hayatını kaybeden üst düzey isimlerin yerlerini yenileri alıyor.
Üstelik, Batı Cephesi’nin seri terör saldırıları karşısındaki dirençleri -her defasında- biraz daha kemikleşiyor.
İran’ın füzeleri, Haçlı-Siyonist düşmanın en kritik yerlerini nokta atışlarıyla müthiş tahrip ediyor.
Haydut ABD’nin bölgedeki üsleri, resmen duman oldu; ciddi kayıplar vermeye devam ediyorlar.
Aynı füzeler, özellikle Siyonist rejimin başkentine şimdiye kadar görülmemiş bir yıkım getirdi.
Her geçen gün yanan Tel Aviv’in adı artık “Hell Aviv!”
İsrail’in sözde “Vaat Edilmiş Topraklar” hayalinin mutlak, kaçınılmaz finali “Vaat Edilmiş Cehennem” olacaktır!
Kandan beslenen Haçlı-Siyonist İttifakı; soykırımcıların, katillerin, sapıkların, satanistlerin oluşturduğu/bir arada bulunduğu bir nevi Epstein Sistemi’dir.
İsrail’in Gazze’deki soykırımı; Mossad Ajanı Epstein belgelerinin deşifre edilmesi ve ABD-İsrail tandeminin İran’a yönelik kanlı saldırılarla dolu gayrı meşru savaşı…
-Bu üç devasa hadise, tüm dünyada domino etkisine yol açtı!
Ve bu muazzam etki, artarak sürüyor.
İran’ın direnişi karşısında ABD-İsrail’in yaşadığı büyük tahribat, Çok Kutuplu Dünya’yı iyice şekillendirecektir.
1945’ten bu yana ilk kez, Batı Cephesi tarafından kurulan dünya düzeni çatırdıyor ve çöküşü durdurulamayacaktır.
“Destansı Öfke Operasyonu” dedikleri faşizan saldırılar, ileride “Destansı Çöküş Operasyonu” olarak anılacaktır.
-Zalimler zulmeder, kader adalet eder!
*Bütün okuyucularımın, mübarek Ramazan Bayramı’nı kutluyorum.
