menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir imzanın anlattıkları: Kalkınma Yolu neden tarihi bir dönüm noktası

13 0
friday

Uluslararası diplomaside bazen bir imza, yıllarca sürecek stratejik ortaklıkların başlangıcı olur. Bazen de birkaç saniyelik bir tereddüt, perde arkasındaki jeopolitik mücadeleyi gözler önüne serer. Türkiye ile Irak arasında Ankara'da gerçekleştirilen üst düzey görüşmelerin ardından imzalanan beş anlaşma, yalnızca iki ülke arasındaki ilişkiler açısından değil, Orta Doğu'nun geleceği bakımından da tarihi bir dönüm noktası niteliğindedir.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi başkanlığında gerçekleştirilen Yüksek Düzeyli Stratejik İş birliği Konseyi toplantısının ardından iki ülke arasında beş önemli anlaşma imzalandı.

Eğitim ve akademik iş birliği,

Gençlik ve spor, sınai mülkiyet,

Fişhabur–Ovaköy Sınır Kapısı üzerinden demiryolu ve karayolu taşımacılığı ile doğal kaynaklar karşılığında Irak'taki ulaştırma altyapısının geliştirilmesine ilişkin çerçeve mutabakatı, bu yeni dönemin temel taşlarını oluşturdu.

Özellikle son iki belge, Türkiye Cumhuriyeti Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ile Irak Ulaştırma Bakanı Veheb Selman Muhammed tarafından imzalandı. İşte tam bu aşamada yaşanan kısa süreli tereddüt, kamuoyunun dikkatini çekti. Basına yansıyan görüntülerde Iraklı Bakan'ın belgeyi bir süre incelediği, ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi'nin devreye girmesinin ardından imzanın atıldığı görüldü.

Diplomaside bu tür anlar tesadüf olarak görülmez. Normal şartlarda uluslararası anlaşmalar, bakanların önüne gelmeden önce ilgili bakanlıkların teknik, hukuki ve diplomatik incelemelerinden geçirilir; tüm ayrıntılar üzerinde mutabakat sağlandıktan sonra imza törenine geçilir. Dolayısıyla imza anında yaşanan böyle bir tereddüt, hazırlık sürecine ilişkin bazı soru işaretlerini de beraberinde getirmiştir.

Bu görüntüde dikkat çeken en önemli husus ise, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gelişmeleri anlık takip ederek sürece doğrudan müdahil olmasıdır. Bu refleks, devlet yönetiminde ayrıntılara hâkimiyetin ve kriz anlarında inisiyatif alma kabiliyetinin somut bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. Bir anlamda, masadaki son sözü yine siyasi irade........

© Yeni Ankara