menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Fon krizi: Faiz hassasiyetinin gölgesinde kalan güven ve sandığa düşen şüphe

11 0
14.10.2026

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllardır ısrarla dile getirdiği faiz karşıtlığı, AK Parti’nin “faizsiz finans sisteminin içselleştirilmesi” iddiasıyla somut bir çerçeveye oturtulmaya çalışılıyor.

Kamu spotları çekilecek, medya ve sosyal medyada yayımlanacak. Hazine ve Maliye Bakanlığı ile BDDK’nın üzerinde çalıştığı Katılım Finans Kanunu taslağına göre, Türkiye Katılım Finans Kuruluşları Birliği adında yeni bir merkezî birim kurulacak. Birliğin merkezi İstanbul Finans Merkezi’nde olacak; katılım finans hizmeti sunan bütün kuruluşları ve onlara danışmanlık, denetim, derecelendirme hizmeti veren kurumları denetleyecek. Türkiye, İSEDAK gibi uluslararası yapılarla stratejik iş birlikleri geliştirecek, İslam Dünyası Gayrimenkul Borsası projesini hızlandıracak, Hilal İşlem Linki adındaki bilgi platformunu devreye sokacak. Liste uzun, iddia büyük. Ancak sahada yaşanan fon krizi, bu iddialı tablonun altını sessizce oymaya başladı.

Özellikle faiz hassasiyeti yüksek seçmen kitlesi, yıllarca tasarruflarını katılım bankalarına ve “bir evim” tipi modellere yönlendirdi. Çünkü sistem “faiz yok, risk paylaşımı var, helal kazanç” diyordu. Klasik bankaların faizine mesafeli duran bu kesim, birikimlerini vicdani bir tercihle emanet etti. Ev hayallerini, emeklilik planlarını, çocuklarının geleceğini bu yapıların üzerine kurdu. Ne var ki fon krizi bu vaadi sert bir teste tabi tuttu. Likidite sıkıntıları, geciken ödemeler, şeffaflık sorunları, belirsizlikler… Tasarruf sahibi bir anda parasına ulaşamaz hâle geldiğinde, “helal” söylemi de sorgulanmaya başladı.

“Helal” Vaadin Çatladığı Gerçeklik

Bu kesim, klasik bankaları “faizci” diye eleştirirken kendi tercih ettiği yapıların da........

© Yeni Ankara