menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kısa cevaplar, uzun yorgunluklar…

15 0
12.05.2026

Geçtiğimiz yazımda İstanbul sokaklarında esnafın sesini anlatmıştım. Kepenklerin ardında biriken sessizliği, raflar dolu olsa da ceplerin neden boş kaldığını konuşmuştuk. Bu kez dikkatimi çeken başka bir şey oldu: İnsanların yüzündeki o ağır yorgunluk. Sadece ekonomik bir yorgunluktan bahsetmiyorum. Daha derin, daha sessiz bir şey bu.

Sokakta yürürken, toplu taşımada, markette kasada beklerken… Hep aynı ifade tekrar ediyor: Bitmeyen bir zihinsel yük. Herkes aynı anda hem bugünü hem yarını düşünüyor ama ne hikmetse ikisine de yetişemiyor. Eskiden yorgunluk daha netti. İş biter, gün biter, insan dinlenirdi. Şimdi gün bitmiyor. Gündem bitmiyor. Zihin bir türlü kapanmıyor. Sabah uyanır uyanmaz telefona uzanıyoruz çünkü artık yeni bir güne değil, yeni bir "gündeme" uyanıyoruz.

Bir önceki yazıda esnafın “İnsanlar sadece bakıyor, almadan çıkıyor” cümlesini aktarmıştım. O cümle........

© Yeni Ankara