menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yeni Parti ve Özerk Kürdistan

612 0
07.08.2026

Özgür Özel ve beraberindeki 90 milletvekili, Cumhuriyet Halk Partisi'nden (CHP) e-Devlet üzerinden istifa ederek YENİ Parti'yi kurdu.

CHP’li Bülent Kuşoğlu’nun açıklamaları sonrası CHP ve Yeni parti programlarını karşılaştırdığımda aralarında çok önemli bir fark olduğunu belirledim.

Yeni Parti programında yer alan “özerklik” bölümünün Öcalan’ın “Demokratik Özerklik” talebi ile örtüşmesi çok dikkat çekicidir.

“Demokratik özerklik, ulus-devleti reddetmeyen ama onu sınırlandıran, kendi öz yönetimine sahip, ulus-devlet içinde kendi sivil meclislerini, öz savunmasını, sosyoekonomik ve kültürel kurumlarını inşa eden demokratik bir yönetim biçimidir.

Demokratik özerklik, merkezi devletin yetkilerinin yerele devredilmesinden ibaret basit bir belediye reformu değildir. Toplumun kendi kendini yönetme hakkının meclisler, komünler ve kooperatifler temelinde organize olmasıdır.

Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı olumlu bir adımdır ancak Kürt sorununun çözümü için tek başına yeterli olamaz. Sadece idari ve mali özerklik, sorunun özünü oluşturan kimlik, kendi kendini yönetme ve öz savunma ihtiyacını karşılamaz.”

Yeni Parti programında yer alan bölümler ise şöyle:

“Kürtlerin ‘benim sorunum var’ dediği her alan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ve siyasetinin ortak sorunudur. Kürt sorunu, bir güvenlik meselesi değil; demokrasi, insan hakları ve adil paylaşım meselesidir. Çözüm ancak meşru parlamenter zeminde, Meclis çatısı altında ve tüm toplumsal kesimlerin rızasıyla mümkündür.

Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi ve ortak dili Türkçedir. Ancak bir halkın ana dili onun varlık gerekçesi ve kimliğidir.

Eğitim sistemimizde ana dilin öğrenilmesi, kamusal alanda kullanılması ve ana dilde eğitimin önündeki pedagojik ve yasal engellerin aşılması için uluslararası standartlara uygun reformlar hayata geçirilecektir.

Yerel yönetimlerin idari ve mali özerkliği güçlendirilecek; yerel idarelerin yetki, görev ve öz kaynakları genişletilecektir. Türkiye'nin taraf olduğu Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'na konulan coğrafi ve idari çekinceler kaldırılarak tam olarak uygulanması sağlanacaktır.

Seçmen iradesini yok sayan, merkezi idarenin vesayetini güçlendiren kayyum uygulamalarına derhal son verilecek; Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı üzerindeki çekinceler gözden geçirilerek yerel demokrasiler güçlendirilecektir.”

“Özerk Kürdistan” mı?

Yeni Parti programında hedeflenen “Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı” çok önemlidir.

Önemini anlatmak için bu sözleşme sonrası yaşanan siyasi tartışmaları da hatırlatmam gerekir.

Avrupa Konseyi tarafından 1985 yılında kabul edilen ve yerel yönetimlerin yönetsel, mali ve hukuki özerklik ilkelerini uluslararası güvenceye bağlayan bu sözleşmenin temel amacı şudur:

Yerel makamların merkezi idarenin müdahalesi olmaksızın yetkilerini serbestçe kullanabilmelerini teminat altına almak.

Türkiye, Özerklik Şartı’nı 21 Kasım 1988 tarihinde imzalamış, 8 Mayıs 1991 tarihli ve 3723 sayılı kanunla onaylamıştı.

Türkiye, Özerklik Şartı çerçevesinde 30 paragrafından 10 maddede yer alan toplam 11 paragrafa çekince (şerh) koyarak bunları onay kapsamı dışında bırakmıştı.

O tarihte Strasbourg’daki bu anlaşmayı imzalayan hangi hükümetti hatırlatayım.

Anavatan Partisi (ANAP) tek başına iktidardaydı.

46. Türkiye Hükûmetinin Başbakanı: Turgut Özal, Cumhurbaşkanı: Kenan Evren’di.

Sözleşme, TBMM’de 3723 sayılı Kanun ile 8 Mayıs 1991 tarihinde kabul edilerek resmen onaylandı.

İktidarda yine tek başına: ANAP vardı.

47. Türkiye Hükûmetinin Başbakanı, Yıldırım Akbulut, Cumhurbaşkanı, Turgut Özal’dı…

Yukarıda madde madde koyduğum şerhleri koyan da ANAP iktidarıydı.

Turgut Özal ve Kürdistan

8. Cumhurbaşkanı Özal 1988-1991 döneminde 1988 Halepçe Katliamı ve 1991 Birinci Körfez Savaşı sırasında Irak'tan kaçan yüz binlerce Kürt sığınmacının Türkiye'ye sığınması sürecinde Batılı devletlerin "Kürt sorunu ve insan hakları" konusundaki tutumlarına karşı çok sert tepki göstermişti:

BBC ve İngiliz basınına konuşan Özal, İngiltere’nin Türkiye’yi sürekli eleştirmesine fakat mültecileri kabul etmemesine tepki göstererek şunları söylemişti:

"Eğer Kürtlerle bu kadar yakından ilgiliyseniz, insan haklarını bu kadar çok düşünüyorsanız ve onlar için bu kadar endişeleniyorsanız; bu insanları neden İngiltere’ye kabul etmiyorsunuz?

İngiltere büyük bir ülke. Alın bu insanları Falkland Adaları'na yerleştirin! Orada rahat rahat yaşasınlar."

4 Mart 1993’te Star TV Ankara temsilcisi olarak başdanışman Can Pulak’ın davet ettiği gazetecilerle Çankaya Köşkündeki basın toplantısına katıldım.

Gazeteci Cengiz Çandar’ın sorusuna Özal şu çarpıcı açıklamayı yaptı.

"Türkiye’de her şey........

© Yeni Ankara