Sözlerdeki derinlik
Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu’nun idam edildiklerinde ben 1 aylık bebektim.
12 Mart 1971 muhtırası verildiğinde de 10 yaşındaydım!..
O dönemlerde internet, sosyal medya olmadığı gibi, bu kadar çok televizyon kanalı yoktu.
Ama herkesin evine gazete girerdi. Haberler okunarak öğrenildiği için gazete satışları da yüksekti. Anlık haberler ise, radyolardan duyulurdu. Evdeki büyüklerimiz, ülkede olana bitene ilgi duyunca bizler de haliyle bilgi sahibi olurduk.
Şimdi yazacaklarım bugünün gençlerine “çok eski tarih” gibi gelebilir ama geriye doğru baktığımda, bizim yaşadıklarımız da çoktan tarih olmuş.
* * *
Yaşı benimle olanlar çok iyi hatırlarlar…
1968 yılına kadar TRT’nin radyo yayınları vardı. 1968’de ülkemizde siyah beyaz televizyon ile tanıştı. Ama bu yayınlar günde 4-5 saat yapılırdı. Herkesin evinde televizyon bile yoktu.
Televizyonu olanlara, akşamları oturmaya gidilir, reklamlar bile soluksuz izlenirdi.
Küçük şeylerle mutlu olduğumuz dönemlerdi.
O dönemlerde Uğur Dündar, TRT ekranlarında bir efsaneydi.
Onun yaptığı programları hiç kaçırmazdım. Büyük keyifle izlerken, çocuk yaşta benim idolüm olmuştu Uğur ağabey…
Çocuk yaşlarda başlayan “Ülkemde ne oluyor?” merakı yüzünden kendimi gazeteciliğin içinde buluverdim. Yıllar sonra idolüm Uğur ağabey ile Hürriyet’te çalışmak benim için büyük bir şerefti…
* * *
İzin verirseniz, yaşadığım dönemle ilgili hatırlatmalara devam etmek istiyorum:
Bağımsız Türkiye mücadelesi veren Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan yakalanmış, yapılan yargılamadan sonra 6 Mayıs 1972 tarihinde Ankara Ulucanlar Cezaevinde asılarak idam edilmişlerdi. O süreci gazetelerden takip ediyorduk. “Üç fidan”ın infaz edildikleri gün, bütün gazeteleri haberi birinci sayfalarından duyurmuşlardı. (Yıllar sonra Ulucanlar Cezaevine gidip o idam sehpasını gördüm. O günleri hatırladım, içim titredi)
Bu sarsıcı olaydan 8 gün sonra, 14 Mayıs 1972’de CHP’de Büyük Kurultay yapılıyordu. Genel Sekreter Bülent Ecevit, İsmet İnönü’ye karşı Genel Başkanlığına aday olmuş ve seçilmişti. O günkü gazetelerin başlıkları hep gözümün önünde. CHP’de başlayan “Karaoğlan” dönemini daha dün gibi hatırlıyorum.
Ortaokul öğrencisi olduğum dönemde Türkçe dersimizde öğretmenimizin teşviki ile Aşık........© Yeni Ankara
