Değişen devlet mi, rejim mi?
Gerçi 23 Nisan 1920, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Ankara’da toplanmasını ifade ediyor. Ki, o Meclis’in de İstanbul’da işgalciler tarafından dağıtılan Meclis-i Mebusan’ın devamı olduğunu söylemek de yanlış olmaz.
Hal böyleyken, 23 Nisan’ı, Türk Devleti’nin Monarşiden Cumhuriyete evrilmesi bağlamında ele almamızı gerektiren olay; Gaziantep’teki kutlamalara CHP’yi temsilen katılan bazı şahısların, çocukların oluşturduğu mehter takımına mabatlarını dönmesi oldu.
CHP adına kameralara konuşan bir şahıs, ‘saray kültürü’ diye nitelendirdiği mehter takımını protesto amacıyla terslerini döndüklerini söyledi.
Gerçi o şahsın, yaptığı eylemin ne anlama geldiğini bildiğinden emin değilim. Görünen, CHP’li o zatın, ‘Cumhuriyet’ ile ‘Osmanlı’ arasında bir çatışma varmış vehmiyle hareket ettiğidir. Ki, bu mevzuda yalnız olduğu da söylenemez.
Maalesef resmî ideoloji adına oluşturulan CHP/Batıcı söylemi; sanki Cumhuriyet ile birlikte, yeni bir devlet kurulduğu ve bu devletin, selefi olan Osmanlı Devleti ile kavgalı olduğu şeklinde, yanlış bir kabule dayanmaktadır.
103 YAŞINDA OLAN ‘REJİM’DİR.
Her ne kadar 1950’den itibaren Türkiye’de güçlü bir milliyetçi-muhafazakâr siyasî damar olup, çoğunlukla da siyasî iktidarı elinde tutsa bile, Cumhuriyetle birlikte ‘devletin’ değil ‘rejimin’ değiştiği gerçeği ne anlaşılabildi, ne de anlatılabildi.
Türkiye Cumhuriyeti, 103 yaşında.
Türk Hava Kuvvetleri, 115 yaşında.
Türkiye’nin en büyük kamu bankası, 163 yaşında.
Türk Polis Teşkilatı, 181 yaşında.
Türk Jandarma Teşkilatı, 187 yaşında.
Orman Teşkilatı, 189 yaşında.
İtfaiye Teşkilatı, 288 yaşında.
Türk Deniz Kuvvetleri, 945 yaşında.
Türk Kara Kuvvetleri ise, tamı tamına 2235 yaşında.
Bir devlet, kurumlarıyla birlikte vardır ve onlarla birlikte yaşar. Tabi, devleti........
