Kimse görmeden
“Seçim mi geliyor?” sorusu artık acabalardan çıkıp ekonominin merkezine oturmuş durumda! Hatta öyle ki bazı grafiklere bakınca insanın aklına şu geliyor: Bu grafikler seçim takvimi mi çiziyor yoksa ekonomi mi? Son yazımdan bu yana bilerek sustum. Çünkü bazı gelişmelerin “olgunlaşmasını” bekledim. Acele yorum, yanlış ekonomi demektir. Şimdi ise tablo biraz daha netleşti sayılır. Hükümet sessizce seçime hazırlanıyor gibi.
İki kritik başlık vardı ve ikisi de ekonominin kaderini doğrudan etkiliyor:
Jeopolitik risk: İran–İsrail–ABD hattındaki gerilim
İç ekonomik baskı: Enflasyon ve hazine borçlanması
İlkine bakalım… Beklenen senaryo büyük ölçüde gerçekleşti. Savaş kontrollü ilerledi. Ancak büyüme ihtimali hâlâ sistemin içinde bir “risk primi” olarak duruyor. Eğer bu savaş genişleseydi, maliyeti özellikle ABD açısından sürdürülemez olabilirdi. Çünkü ABD, klasik bir devlet gibi değil; ciddi anlamda sermaye merkezli bir yapı gibi yönetiliyor.
Sermayeye zarar verirseniz, sistem sizi elbette düzeltir! Ve bunu Trump da biliyor.
İkinci başlık daha kritik:
Enflasyon ve borçlanma…
Faizlerin yükselmesi sadece bir sonuç değil, aynı zamanda bir savunma refleksi.........
