Ay Yıldızlı itiraz
Bazen bir meydanın büyüklüğünü, kaç kişinin katıldığı değil, neden toplandıkları belirler.
Ay yıldızın kapladığı Tandoğan Meydanı'nı da yalnızca İYİ Parti'nin düzenlediği bir organizasyon olarak okumak, ortaya çıkan tabloyu eksik değerlendirmek olur. Çünkü o meydanda toplanan insanlar sadece bir siyasi partinin mensupları değildi. Aynı bayrağın altında buluşan, farklı partilere oy veren ama aynı endişeyi taşıyan binlerce vatandaş vardı.
Son aylarda "barış", "kardeşlik", "Terörsüz Türkiye" gibi kavramlarla anlatılan yeni sürecin merkezine, fiilen Abdullah Öcalan'ın yerleştirildiği algısı toplumun önemli bir kesiminde ciddi bir rahatsızlık oluşturdu.
Terörün bitmesini istemeyen elbette yoktur. Bu ülke en büyük bedelleri terörden dolayı ödedi. Binlerce şehit verdi, gazilerinin yaralarını sardı, milyonlarca insan acılar yaşadı.
Ancak terörün bitmesini istemek başka, bunun adresi olarak terör örgütünün ve kurucusunun muhatap alınmasını kabullenmek bambaşka bir şeydir.
İtiraz tam da buradadır.
Yıllarca "bebek katili", "terörist başı" denilen bir ismin bugün siyasetin merkezindeki en önemli aktörlerden biri hâline gelmesi, toplumun geniş kesimlerinde vicdani bir sorgulamaya yol açmaktadır. Çünkü insanlar yalnızca sonuçla değil, yöntemle de ilgileniyorlar.
İşte "Bayrak Açıyorum" mitingini önemli yapan da budur.
Bu miting, sadece bir parti mitingi değildi.
Bu miting, "Bu süreçte bizim de söyleyecek sözümüz var." diyen insanların sesiydi.
Müsavat Dervişoğlu'nun konuşmasının en dikkat çekici yönü de tam burada ortaya çıktı. Meydana parti bayraklarıyla değil, Türk bayraklarıyla gelinmesini istemesi sıradan bir tercih değildi. Çünkü vermek istediği mesaj açıktı.
Bugün mesele parti meselesi........
