Ağızdan çıkan lafın ipi koptu!
Geçen gün bizim buralarda, ara sokaktaki küçük bir tamir dükkanının önünden geçiyordum. Usta, çırağını fırçalıyordu ama öyle kırıp dökerek değil, hani eskilerin o babacan terbiyesiyle. "Oğlum," diyordu, "vidasını gevşek sıktığın araba yolda kalırsa, o adamın ettiği beddua senin cebine giren paradan fazlasını götürür. İşi sağlam yapacaksın ki sözün sağlam olsun."
Yürüdüm, kafamda ustanın o lafı. Yol boyu düşündüm; biz ne ara vidaları bu kadar gevşek sıkmaya başladık? Sadece arabalarda, işlerde de değil; arkadaşlıkta, komşulukta, hısım akrabada ve en çok da o yere göğe sığdıramadığımız aşklarda...
Eskiden mahallede birinin başı sıkışsa, bütün sokak o yükün altına girerdi. Birine "yanındayım" dendi mi, o laf mezara kadar giderdi. Şimdi ise her şey öyle bir pamuk ipliğine bağlı ki, rüzgâr esmesine gerek yok, esintisi bile yetiyor bağları koparmaya. İnsanlar birbirinin yüzüne gülerken arkasından hesap kitap yapıyor. Çıkar bittiği an, hatır da bitiyor, kahve de soğuyor.
Tam da bu yüzden, hani o her köşebaşında süslü püslü cümlelerle anlatılan aşkların, dostlukların aslında ne kadar içi boş olduğunu görmüyor muyuz? Görüyoruz. Çünkü sevginin kalmadığı bu devirde, sadakat en........
