menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Şiddet sarmalında engelli öğretmen

9 0
04.03.2026

Merhaba değerli okurlarım! Bugün sizlere sanki bağrıma çöreklenmiş ağır bir taş ve boğazıma düğümlenmiş, yutkunmakta zorlandığım bir yumru eşliğinde, bir anda ülke gündemine düşen ve vicdanları sızlatan, eğitim camiamızın acı kaybı olan, eğitim neferimizin katledilmesini engelli bir öğretmen gözüyle değerlendirmeye çalışacağım.

Biz engelli öğretmenler açısından okullardaki şiddet ve can güvenliği sorunu, erişilebilirlik, mobbing ve psikolojik şiddet eşliğinde en fazla kaygılandığımız eğitim ortamındaki çok katmanlı bir kriz haline gelmiştir.

2025-2026 eğitim öğretim yılı itibarıyla okullarda yaşanan şiddet olayları (öğrenci-öğretmen, veli-öğretmen, hatta kesici aletli saldırılar) rekor seviyeye ulaşmışken, engelli öğretmenler bu ortamda fiziksel yetersizlik, psikolojik baskı ve erişilebilirlik eksikliği üçgeninde çok daha yüksek risk altındadır.

Okulda yaşanan Şiddetin Engelli Öğretmenlere Yansıması

Son yıllarda okullarda öğretmenlere yönelik şiddet olayları maalesef dramatik biçimde artmıştır. Daha bu hafta başında İstanbul Çekmeköy'de bir meslek lisesinde kesici aletli saldırı sonucu bir öğretmen hayatını kaybetmesi, iki öğretmen ve bir öğrencinin yaralanması bu durumun en acı örneğidir.

Bu olaya tepki olarak, bazı eğitim sendikaları 3 Mart 2026'da ülke genelinde, bazıları da İstanbul il genelinde iş bırakma eylemi gerçekleştirmiş ve "Okullarda şiddete artık yeter!" çağrısı yapmıştır.

Sendikalar, okullarda yeterli güvenlik görevlisi olmaması, giriş-çıkış kontrollerinin yetersizliği, nöbetçi öğretmen modelinin profesyonel güvenlik yerine geçememesi gibi yapısal sorunları işaret etmişlerdir.

Engelli öğretmenler bu genel şiddet ikliminde şu açılardan daha fazla tehlike altındadır:

Fiziksel yetersizlik ve tahliye riski:

Ortopedik engelli, görme engelli veya işitme engelli öğretmenler, ani bir şiddet olayında (kavgada, taşlamada veya silahlı saldırıda) kendilerini savunmakta veya hızlıca uzaklaşmakta zorlanır. Yangın, deprem veya acil tahliye durumlarında erişilebilir olmayan okul binaları (asansör arızası, rampa eksikliği, dar kapılar) zaten bilinen bir sorunken, şiddet anında bu yapısal engeller hayati tehlike yaratmaktadır.

Psikolojik şiddet ve mobbingin şiddete dönüşme riski

Engellilik temelli önyargılar ("Nasıl ders anlatır?", "Bu sınıfa veremeyiz" vb.) nedeniyle başlayan mobbing, zamanla fiziksel şiddete veya yıldırmaya dönüşebilmektedir. 2025-2026 döneminde TİHEK'e (Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu) yapılan başvurularda engelli öğretmenlerin psikolojik taciz, iftira, hakaret ve can güvenliği tehdidi iddiaları sıkça yer almıştır. Görme engelli öğretmenlerin proje okullarından resen uzaklaştırılması gibi olaylar mahkeme yoluyla kazanılmış olsa da, bu süreçler bile ciddi psikolojik yük getirmektedir.

Nöbet ve acil müdahale yetersizliği:

Engelli öğretmenler genellikle nöbetten muaf tutulsa da, okul genelindeki güvensizlik (öğrenci kavgaları, veli müdahaleleri, çeteleşme belirtileri) tüm personeli etkilemektedir. Profesyonel güvenlik görevlisi atanmaması nedeniyle öğretmenler fiilen "güvenlik nöbeti" tutmak zorunda kalmakta; engelli öğretmenler bu ortamda daha fazla kaygı ve stres yaşamaktadır.

Engelli öğrencilere yönelik şiddetin yansıması:

Okullarda engelli öğrencilere yönelik şiddet olayları (örneğin Antalya'da %99 engelli öğrenciye darp, Zonguldak'ta kaynaştırma öğrencisine zorbalık) arttıkça, engelli öğretmenlerin bu tür olaylara tanıklık etmesi üzerine empatik bir yaklaşımla olaya müdahale etmeye çalışması sırasında kendileri de riske girmektedir.

Sendikalar ortak taleplerde bulunuyor:

Okullara yeterli sayıda profesyonel güvenlik görevlisi atanması

Giriş-çıkış kontrollerinin sıkılaştırılması

Rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi (her okulda yeterli psikolojik danışman)

Şiddete karşı bağlayıcı eylem planı ve yasal düzenleme

Riskli öğrenciler için erken müdahale programları

2026 Mart itibarıyla bu taleplerin büyük kısmı karşılanmamış, şiddet olayları devam etmektedir.

Sendikaların ve eğitim camiasının yukarıda saydığım genel talepleri yanında biz engelli öğretmenler ne istiyoruz?

Unutulmamalıdır ki: engelli öğretmenler, genel öğretmen şiddeti krizinin en savunmasız mağdurlarıdır. Bu nedenle can güvenliği sağlanmadan, erişilebilir okul binaları ve engellilik farkındalığı eğitimi yaygınlaşmadan, mobbing başvuru mekanizmaları etkili hale gelmeden bizlerin okul ortamında sağlıklı çalışması mümkün değildir. Milli Eğitim Bakanlığı'nın öncelikli yükümlülüklerinden biri de, eğitim kurumlarında tüm eğitim çalışanlarının (özellikle dezavantajlı grupların) başta can güvenliğini olmak üzere, fiziksel ve psikolojik güvenliğini sağlamaktır.

“Bu son olur” diyor ve yetkililerde biran önce “EĞİTİMDE ŞİDDET YASASI’NIN” çıkarılmasını talep ederek yazıma son veriyorum.


© Yeni Ankara