Köse’nin hayatı hani “başarı hikayesi”ydi?!..
Köse’nin hayatı hani “başarı hikayesi”ydi?!..
90’lı yıllarda, Türk popunun sözümona “en üretken” yapımcılarından biriydi.
Kariyerinin zirvesinde iken “Sivri dilli ünlü yapımcı” olarak biliniyordu.
Onun eline bakanlar, Köse’ye iltifat üzerine iltifat yağdırıyordu.
Mesela “mega star” diye lanse edilen Tarkan, kendi kasetlerini çeken Köse’den “ülkenin gururu” diye övgüyle bahsediyordu.
Hadise, “Çalışkan ama obez” diye takılıyordu.
Acun Ilıcalı ile şarkıcı Hande Yener ise Elazığ’da bir “emekli astsubay”ın oğlu olarak dünyaya gelen Köse’nin hayatı için İstanbul Maslak’taki bir rezidansın 16. katından atlayarak son bulacağından habersiz şekilde, “Bir başarı hikâyesi” yorumunu yapıyorlardı.
Saba Tümer gibi bazı isimler de “Onda Reha Muhtar’dan sinmiş bir sunilik var” dese de…
Aforizmaları ile ünlü Nihat Doğan, “Onun söyleminde İslamik bir söylem vardır. Cuma hutbeleridir söylemleri. Sanki vaaz verir gibi konuşur” diyerek, Erol Köse’ye manevi bir anlam yüklemeye çalışıyordu.
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan Erol Köse ise Anadolu’nun bağrından kopup geldiği “sanat-sepet” camiasına karşı aynı hisleri taşımıyordu.
Bir röportajda, sanat camiasındaki birçok ünlüyü açıkça “psikolojik hasta” ilan etmişti.
“Haluk Bilginer her gün karısı Zuhal Olcay’ı dövüyordu, ben pansuman yapıyordum”........
