menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yaşadıklarımız değişim ve dönüşümün sancıları

49 0
15.04.2026

Yaşadıklarımız değişim ve dönüşümün sancıları

Son günlerde gerçekleştirilen narkotik operasyonlar üzerinden, seküler mahalle sözcüleri yine faturayı bu ülkenin Müslümanlarına kesti. Birkaç isim üzerinden muhafazakâr mütedeyyin camiayı, İslami değerleri ve dindar nesil idealini hedef alanlar; aslında kendi hayat/yaşam tarzlarının doğurduğu bu yapının kaynağı oldukları gerçeğini atlıyorlar. Uyuşturucu, alkol ve her türlü müskirat; ruhu maneviyattan koparılmış, hayatı sadece hırs, haz ve hızdan ibaret gören modern dünya görüşünün doğal bir neticesidir. Uyuşturucu, alkol ve her türlü bağımlılık, iddia edildiği gibi bir “güvenlik sorunu” değil, doğrudan doğruya modern ve seküler hayat biçiminin ontolojik bir sonucudur.

Seküler dünya, insanı “Tanrı”dan koparıp kendi hırs, hız ve hazlarına tutsak ettiği günden beri, insanoğlu devasa bir manevi boşluğa düştü. İnsanı sadece bir “et ve kemik yığını” olarak gören, onu üretim bantlarının kölesi. İnsanımızı tüketim çılgınlığının piyonu haline getiren seküler dünya; ruhun açlığını doyuramadı, doyuramaz.

Seküler hayat, insanı bitmek bilmeyen bir haz arayışına mahkûm eder. Ancak haz da uyuşturucu gibidir; aldıkça daha fazlasını ister ve sonunda insanı bir enkaza çevirir.

Bugün uyuşturucu bataklığına saplanan her insanın arkasında; aileyi “çağ dışı”, dini “yobazlık, gericilik” olarak niteleyen, millî manevi değerleri ve geleneği reddeden o meşhur “sınırsız özgürlük” yalanı vardır. Allah’tan ve ahiret bilincinden koparılmış bir insan neslinin, hayatın zorlukları karşısında sığınacağı tek liman, sekülerizmin onlara sunduğu o sahte “kimyasal cennetler” olmaktadır. Yani uyuşturucu, seküler yaşamın vadettiği sahte mutluluğun nihai noktasıdır. Değişim ve dönüşümün sancılarını yaşıyoruz.

Aile kurumunu aşağılayıp her türlü rezaleti “özgürlük” diye yutturan........

© Yeni Akit