menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kaptan Cousteau Müslüman olmuş muydu?

100 0
04.10.2026

Kaptan Cousteau (Kusto) dedin mi akan sular dururdu 80’lerde. O bir kaptan değil, neredeyse bir evliyaydı. Kırmızı beresi, Calypso adlı araştırma gemisi, TRT’de yayımlanan Yaşayan Deniz belgeseli gençliğimizin ezberlerindendi. 12 Eylül darbesi sonrasındaki yıllarda Türkiye’deki çocuklar ve gençlerin çoğu denizi ve altındaki dünyayı Kaptan Cousteau’nun dublajlı sesinden adeta ezberlemiştir. 

Derken 80’lerin ortasında bir de “müjde” dolaştı basınımızda: 

Güya Kaptan Cousteau Cebelitarık’ta Akdeniz ile Atlas Okyanusunun tam birleştiği yerde iki denizin birbirine karışmadığını görmüş ve ardından Rahman suresini okuyunca (tabii Fransızca mealini) hidayete erip Müslüman olmuş. 

Rahman suresinin 19 ve 20. âyetleri şöyledir:

“O, birbirine kavuşmak üzere iki denizi salıverdi. (Ama) aralarında bir engel vardır; birbirlerine karışmazlar.”

Derken bu ilginç ihtida hikâyesi gazetelere, dergilere, sohbet halkalarına kadar sızacak, dilden dile aktarılacaktı, dinimize bilimsel bir destek olarak dillendirilecekti nice çevrede. Yine o yıllarda bir magazin gazetesi tarafından dolaşıma sokulan ‘Sakallı bebe’ efsanesi gibi damdan dama atladı haber. (Güya bir bebek sakallı doğmuş!) 

O kadar ki sonunda Cousteau Vakfı 1991 yılında Kaptan Cousteau’nun Müslüman olduğu söylentisini bizzat yalanlamak zorunda kaldı. İşin hakikati şuydu ki, Kaptan Cousteau Hıristiyan olarak doğmuş ve Hıristiyan olarak ölmüştü. 

Demek Kaptan Cousteau efsanesi, olmayan bir ihtida hikâyesinin üzerine oturtulmuştu. 

Halbuki o sırada dünyaya yeni yeni açılan Türkiye Müslümanları için bir “Fransız”ın, üstelik çok da popüler, hatta televizyonlara belgeseller yapan “bilimsel” bir şahsiyetin hidayet sahnesi o kadar parlak ve heyecan vericiydi ki, içe kapalılıktan kaynaklanan aşağılık kompleksimize derman oluyordu. 

Bu yüzden o tarihlerde........

© Yeni Akit