Hânım
Bir erkek için en büyük servetlerden biri kendisi ile uyum sağlayabildiği hanıma sahip olmasıdır. Hanım, gerçekten bir eş bir arkadaştır. Hayatın yükü onunla paylaşılır..
Evin kozmik odasıdır. Hafızasıdır.
Evli olmayan erkek veya kadın söğüt ağacı gibidir. Meyvesi yoktur. Sadece dallarını kesmek için dibine varılır. Gölgesi bile cılızdır.
Anlatan doğru anlatmış: Bir hakan yanındaki devlet büyüklerine takdimde bulunurken sırayla demiş. Sen benim komutanımsın, bu vezirimdir, bu sır kâtibimdir, bu sadrazamımdır bu kadılkudatımdır...
Sıra eşine gelince “bu hânımdır” demiş. Hayatımın yarısı, varlığım, her şeyim.
2 Temmuz 1990 yılında, Mekke/Arabistan’da bir hac mevsimi bir tünel faciası oldu, hatırlarsınız. O tünel faciasını birebir yaşamış bir kardeşimize kulak verelim: “Müzdelife’den çıktık. Yaya olarak şeytan taşlamaya gidiyoruz. Kalabalık sel gibi. Yaşayanlar bilir. Tünele geldiğimizde biz tünelden öbür tarafa, şeytan taşlayacağımız yere, taşlayanlar da geriye Müzdelife yakınlarına........
