Evimiz tertemiz, peki dünya neden kirli?
Geçenlerde yurt dışında yaşayan bir hemşehrimizle birlikte memleketimizi ziyarete gelen yabancı uyruklu bir misafirle sohbet ediyorduk.
Memleketten, insanımızdan, şehirlerimizden söz açıldı.
Bir ara dikkat çekici bir tespitte bulundu:
“Evleriniz çok temiz… Lakin sokaklarınız, çarşılarınız çok kirli.”
Evimizin salonuna düşen küçücük bir kâğıdı hemen kaldırıyoruz. Halımıza izmarit, koridorumuza pet şişe bırakmıyoruz.
Peki kapıdan çıkınca ne değişiyor?
Neticede şehir de evimiz değil mi?Ülke de evimiz değil mi?
Aslında kapımızdan çıktığımızda evimiz bitmiyor; daha büyük bir evin içine çıkıyoruz.
Sokağımız mahallemizin, mahallemiz şehrimizin, şehrimiz ülkemizin bir parçası.
Dünya ise bütün insanlığın ortak evi.
Mesele yalnız çarşıya, caddeye çöp atmamak değildir.
Dağa, ormana, dereye, göle, denize de atmamak gerekir.
İnsan kendi evinin ortasına çöp dökmez, içtiği suyu kirletmez, soluduğu havayı zehirlemez.
Öyleyse ortak yaşam alanımıza neden yapalım?
Bir pet şişeyi dereye atıp yürüyüp gidebiliriz. Fakat o şişe ortadan kaybolmaz. Yağmurla dereye, dereden nehre, oradan denize ulaşır; zamanla suya, toprağa ve canlılara karışır.
Sonunda yine insanın karşısına çıkar.
Kirlettiğimiz hava ciğerimize, su hayatımıza, toprak soframıza döner.
Bu yüzden çevre temizliği yalnız görüntü meselesi değildir; sağlık, ekoloji ve gelecek nesillerin yaşam hakkı meselesidir.
Elbette belediyelerin ve ilgili kurumların sorumluluğu büyüktür.
Sokaklar temizlenmeli, çöpler zamanında toplanmalı, yeterli çöp kutusu bulunmalı, denetimler........
