Trump’ın İran halkına yönelik ikiyüzlülüğü!
Trump’ın İran halkına yönelik ikiyüzlülüğü!
Uluslararası siyasette söylem ile gerçek niyet arasındaki mesafe çoğu zaman oldukça büyüktür. Ancak bazı örnekler vardır ki bu mesafe yalnızca bir politika tercihini değil, açık bir ikiyüzlülüğü ortaya koyar. ABD başkanı Donald Trump’ın İran konusunda kullandığı dil, bu çelişkinin en dikkat çekici örneklerinden biri!
Bir dönem Trump, İran’daki protestolara açık destek veriyordu. İranlılara sesleniyor, “ülkenizi geri alın” diyordu. Hatta protestoculara yönelik “Devam edin, yardım yolda” mesajları vererek, ABD’nin demokrasi ve özgürlük adına onların yanında olduğunu ima ediyordu. Bu söylem, Washington’un klasik “özgürlük ve demokrasi” retoriğinin bir uzantısıydı. Mesaj açıktı: İran halkı otoriter bir rejime karşı ayağa kalkıyordu ve ABD onların yanında duruyordu.
Fakat aynı Trump’ın, ABD iç siyasetinde rakiplerini eleştirirken İran halkına yönelik son derece küçümseyici ifadeler kullanması, bu söylemin ne kadar araçsal olduğunu gözler önüne seriyor. Demokrat Senato lideri Chuck Schumer’ı hedef alırken kullandığı ifadeler bunun en çarpıcı örneği oldu. Trump, Schumer hakkında “Artık resmen Filistinli… oldukça kötü olan İran halkını korumak istiyor” gibi sözler sarf ederek hem siyasi rakibine saldırdı hem de İran halkını aşağılayan bir dil kullandı.
Burada ortaya çıkan tablo basit bir siyasi polemiğin ötesinde. Bir yanda İranlılara “ülkenizi geri alın” diye seslenen bir lider, diğer yanda aynı halkı küçümseyen bir söylem. Bu çelişki, bazı küresel aktörlerin demokrasi ve insan haklarını gerçekten savundukları için değil, yalnızca jeopolitik çıkarlarına hizmet ettiği sürece kullandıklarını düşündürüyor.
Aslında bu yaklaşım yeni değil. Büyük güçlerin dış politikalarında “evrensel değerler” çoğu zaman esnek bir araç olarak kullanılır. Desteklenen protestolar “özgürlük mücadelesi”, desteklenmeyenler ise “istikrarsızlık” olarak tanımlanabilir.........
