Mikroplastik sorunu ve gerçekler!
Gazeteci Yazar Ramazan Yüksel “Mikroplastik Sorunu” ile ilgili 4 bölümlük dosya yayınladı.
Kendisinin de belirttiği gibi bu sorun ama neden hedef geri dönüşüm tesisleri?
Şöyle diyor yazar; Dosyadan bazı bölümler aktaracağım. Mikroplastik kirliliği gerçek bir sorun. Her kim ya da hangi kuruluş olursa olsun, balık ağları da dâhil olmak üzere, plastiğin doğaya bırakılması, derelere, kanallara, denizlere taşınması, toprağa ve suya karışması kabul edilemez, müsamaha da gösterilemez, kimse tarafından tartışılacak bir tarafı yok.
Geri dönüşüm tesisleri de bunun dışında değildir. Hangi fabrika, hangi gerekçe olursa olsun, kamu mülkü olan toprak, su ve havayı kirletemez, yaptırımdan muaf tutulamaz.
Bir tesis çevreyi kirletiyorsa denetlenmelidir.
Tam da burada önemli bir soru ortaya çıkıyor: Çevreyi kirleten bir tesis varsa çözüm neden önce o tesisi düzeltmek değil de geri dönüşüm sektörünün tamamını tartışmaya açmak oluyor?
Daha da önemlisi: Anılan mahallerde mikroplastik bulunması, bunun kaynağının doğrudan bir geri dönüşüm tesisi olduğunu nasıl kanıtlıyor? Plastik yalnızca geri dönüşüm fabrikalarında mı üretilip tüketiliyor? Yapılan araştırmaların en önemli teknik noktası burada.
Bir su kanalında, toprakta veya denizde mikroplastik bulunması önemli bir bulgudur. Fakat bu bulgu tek başına mikroplastiğin hangi tesisten veya geri dönüşüm tesisinden çıktığını göstermez. Plastik atık ithalatı konusunda da aynı ayrımı yapmak gerekiyor. Türkiye’de atık ithalatı rejimi zaten tamamen denetimsiz bir alan değildir. Ticaret Bakanlığı, 2026 yılı ithalat denetimleri kapsamında kontrol altındaki atıkların ithalatında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan belirli belge ve izinlerin aranabildiğini belirtiyor. Avrupa Birliği’nin yeni Atık Sevkiyatı Tüzüğü de Türkiye açısından önemli değişiklikler getiriyor. Ticaret Bakanlığı’nın bilgilendirmesine göre AB, yüksek miktarda plastik atık alan........
