Sessizce büyüyen toplumsal tehdit: Bağımlılık
Sessizce büyüyen toplumsal tehdit: Bağımlılık
Bazı çok önemli meseleler vardır… Olması gerektiği gibi gündeme gelmez. Gerektiği kadar tartışılmaz. Ama toplumun içinde kökleri her yanı saran kara bir ağaç gibi sessizce büyür.
Bağımlılık tam olarak böyle bir mesele. Onu hepimiz yaşıyor ama çok azımız dillendiriyoruz.
Bir haftadır elimde uyuşturucu ile ilgili bir saha raporu var. Yıllara yayılan ve sokaktan toplanan gerçeklerle örülmüş ürkütücü ve de soğukkanlı bir rapor...
Rapor İHH bünyesinde hazırlanmış. Osman Atalay inisiyatif alıp kendisini bu “bağımlılık meselesine” tabiri caizse vakfetti. Yıllardır Türkiye’yi il il, ilçe ilçe dolaşıp bağımlılıkla ilgili konferanslar veriyor. Tek başına bir dernek gibi çalışıyor. Bu rapor da onun uzun saha çalışmalarının bir yansıması…
Rapor daha ilk cümlede şunu söylüyor:
“Bağımlılık artık münferit bir sağlık ya da asayiş sorunu değildir; gençliği, aile yapısını ve toplumun geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir meseledir.”
Bu cümleyi akıldan hiç çıkarmamak lazım. Çünkü geri kalan her şey bunun açılımı.
Türkiye’de bugün: “7 milyon uyuşturucu, 6 milyon alkol ve 10-30 milyon arası kumar/bahis bağımlısı olduğu tahmin edilmektedir.”
Rapora daldıkça gündemin dağdağasından fark etmediğimiz bir başka Türkiye fotoğrafı beliriyor önümüzde. Rapor: “Bağımlılığa başlama yaşı 15’ten 13’e düşmüştür.” diyor.
Artık bağımlılıkla ilgili ortaokul seviyesini konuşuyoruz. Yani mesele artık gençlik değil, çocukluk.
Raporun en dikkat çekici tarafı sorunu sadece “madde bağımlılığı” üzerinden analiz etmemesi... İlk paylaştığımız cümlede de söylediği gibi sorunun temelinde........
