Solcunun işi: Yandaşın hırsızlığını gizlemek, dindara iftira atmak
Buyurun, bir solcunun kaleminden dökülenleri vereyim.. Türkiye’de basın özgürlüğünün nasıl istismar edildiğini görün.
“Biz gazetecilik yapıyoruz” diyerek dindar insanları iftiralara maruz bırakan müfterilerin, kendilerini nasıl kurtardıklarını, ama sıra solculara gelince, boğazlarına kadar pisliğe dalanların aynı gazeteciler tarafından nasıl korunup kollandıklarını görün.
Cezaevinden yazan Murat Ağırel’in, dünkü Cumhuriyet gazetesindeki yazısından alıntılıyorum.
Diyor ki Murat Ağırel:
“Yapmadığım bir haber nedeniyle Metris’teyim!”
Nasıl acındırıyorlar kendilerini...
Oysa, gazeteci iseniz, “yapmanız gerekirken” yapmadığınız haberden dolayı da cezaevine girersiniz. Gazetecilik adı altında, insanlara iftira attığınızda da cezaevine girebilirsiniz.
“Biz istediğimizi haber yaparız” demiyorsunuz ki...
Kendinizi tanıtırken, “Biz gazeteciyiz. Babamız da olsa, yazarız” diyorsunuz. Kendinizi öyle tanıtıyorsunuz.
Öyle ise, görelim bakalım; babanızı boş verin, toplumun kılcal damarlarına kadar sömürülmesine imza atanları yazabilmiş misiniz, görelim...
“Gökçekler ile ilgili Almanya’ya gittiğimde bir avukat, ‘Murat Bey, Osman Gökçek’in İspanya’da ve Almanya’da 150 Milyon Avro parası varmış. Arkadaşım Sinan’ın çalıştığı şirketlere yatırım yapmış. Sinan sizinle konuşmak istiyor’ dedi.”
Niye “avukat” denilip, geçiştiriliyor?
Avukatın ismi soyadı yok mu?
Ağırel, avukatı niye gizliyor?
Hani siz gazeteci idiniz? Hani sizin göreviniz yazmak idi...
Niye yazmıyorsunuz, niye saklıyorsunuz?
Devam ediyorum alıntılamaya...
“Bana uzun uzun Osman Gökçek’i anlattı. Sonra ‘Daha büyük bir dosya var, Sarıgül dosyası’ dedi. ‘Bizi dolandırdı. 1 milyar Avro parası var’ dedi.”
Bu Murat, iki ay önce Osman Gökçek ile ilgili, yarısı yalan, yarısı çarpıtılmış bilgilerle iddialarda bulundu mu? Bulundu...
Almanya’ya gidip, Gökçek hakkında yarım yamalak yazılanları hemen haber yapan Murat, sıra “daha büyük bir dosya” denilerek kendisine aktarılanlara gelince bakın nasıl gizlemiş:
“Sen bu dosyayı yap, sonra Osman Gökçek evraklarını veririm, diye de ekledi. Ben de kabul etmedim.........
