‘Proooof doktoooor’dan suça tahrik!
‘Proooof doktoooor’dan suça tahrik!
ALİ KARAHASANOĞLU
2005 yılında yapılıp yürürlüğe giren Ceza Kanunu’nun mimarlarından profesöör doktooor Adem Sözüer, o kanunun 10 maddesinin değişik tarihlerde Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasa’ya, insan haklarına aykırı bulunduğu için iptal edildiği gerçeği karşısında, yüzü kızarıp, utanç duyup, “Birçoğu hukukçu bile olmayan Anayasa Mahkemesi üyeleri, yıllarca Ceza Hukuku kürsü başkanlığı yapmış, benim gibi bir ceza profesörünün öncülük ettiği kanunda Anayasa’ya aykırılıklar bulmuş, ben bu dünyada nasıl yaşarım. Öğrencilerimin yüzüne artık nasıl bakarım.. Ben bu utançla nasıl yaşarım” diyeceğine..
“Anayasa Mahkemesindeki Hukuk Fakültesi değil, Kara Harp Okulu mezunu subay Serdar Özgüldür bile, benim yazdığım ceza kanununda, Anayasaya aykırılık bulup, iptali yönünde oy kullandı. Ben böyle bir utancı nasıl taşırım” diyeceğine..
Yine bu “profesööör, doktoooor”un öncülüğünde hazırlanan Ceza Mahkemesi Kanunu’nun 12 değişik maddesi, Anayasa Mahkemesi tarafından, Anayasaya aykırı bulunup iptal edilmesi karşısında.. Bu çok bilmiş hukukçu, “Ben başımı duvarlara vurmayayım da, kimler vursun? Benim gibi hukukçu akademisyen olmayı boşverin, İktisat Fakültesi’nden, Siyasal Bilgiler Kamu Yönetimi’nden mezun olan üyeler, benim hazırladığım kanundaki Anayasaya aykırılıkları bulup iptal ettiler.. Ben başımı duvarlara vurmayayım da kimler vursun” diyeceğine..
“Bu ülkede kadın cinayetlerinden dolayı, toplumda cezasızlık algısı varsa, bunun sorumlusu benim.. Kadın cinayetlerinden de öte, genel olarak insan öldürenlerin, kısa sürede cezaevinden çıkması gerçeği karşısında, verilecek cezayı belirleyen Ceza Kanunu da, cezaların infazı ile ilgili Ceza Muhakemesi Kanunu’nu da, birçok açıklamamda söylediğim gibi, benim eserim. Bu cinayetlerden, ben sorumluyum” diye utanç duyacağına..
“Fuhuş diye bir suçu bile kaldırdık, kadınların vücutlarını satması, ilk insan, ilk peygamberin adını taşıyan benim yazdığım Ceza Kanunu’nda suç olmaktan çıkarıldı” diyerek, utanç duyacağına..
“Ben niye rektör olamadım. Ben niye Adalet Bakanı olamadım. Üstelik ben de Cumhurbaşkanı gibi Rizeliyim..” diyerek, başlattığı isyan hareketini sürdürüyor..
Yalan onda. Sahtekarlık onda..
Hakaret olsun diye söylemiyorum, yalancılığını, sahtekarlığını tescil etmek üzere söylüyorum..
Söyleyip bırakmıyorum, delillendiriyorum.
Diyor ki, “Sadece bireysel başvuruyla ilgili kararları değil, kanunlarla ilgili iptal kararlarının gereği de yerine getirilmiyor. AYM bir kanunu iptal ediyor, ama iktidar iptal edilen kanunu yine kanunlaştırıyor.”
Çıksın bana bir tane, Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği kanunun, iptal gerekçesine uyumlu şekilde düzenlenmeden veya bu yönde........
© Yeni Akit
