menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Özel (otizmli) çocuklarla çalışmanın ‘zahmetinden’ daha çok ‘rahmeti’ var”

39 0
19.10.2026

Sercan Sezgin. YASEV Spor ve Hareket Eğitim Merkezi kurucusu. Sezgin hocamız ekibiyle birlikte özel (otizmli) çocuklarla on yılı aşkın süredir,kendi ifadesiyle enerji-güç kaynağının ‘Samimiyet, teslimiyet ve dua’nın oluşturduğu ‘Hareket Eğitimi ve Spor’ üzerine çalışıyor. Özel çocuklarla çalıştığı süre zarfında dünyasına girdiği çok sayıda çocuğun hayatına katkı sağlayarak, her birinin kaliteli yaşam sürmesinde pay sahibi oldu. Allah’ın cennetiyle müjdelediği özel (otizmli) çocuklarla çalışmanın ‘her kişinin değil, er kişinin işi’ diyerek, mesleğine olan sadakatinin yanında, başarılı olmanın önemli ‘sırlarını’ bizlerle paylaştı…

Öğrencisiyle ilk çalışmaya başladığı, acemiliğin beraberinde çalıştığı çocuğun üstesinden gelemeyeceğini anladığı anda, ne yapması gerektiği konusunda fikrini aldığı hocasının “Sadece sev. Sarıl, sırtını okşa, saçını sev” sözleri, hareket eğitiminin çocuklar üzerinde etkili olduğu değişim ve unutamadığı birçok hatıra. Bir neslin ihyası için “Dertsiz insanın bir başarı gayesi yoktur zaten. Çile çekersen, uğrunda feda edecek bir şeylerin varsa mutlaka Allah sana bunun en güzelini nasip ediyor” diyor, Sercan Sezgin hocamız. Ve ekliyor, “Sende olan ilmi birikimi bir yere verirsen, faydalı olabiliyorsun demek.” Hareket Eğitimi sonrası raporu ‘silinecek’ kadar olumlu gelişim gösteren öğrenci örneği eğitimin kalitesi, gayret ve çabanın özünü o kadar net özetliyor ki aslında. İşte o hoş, bir o kadar açıdan derslerle dolu sohbetten ayrıntılar…

YASEV; YENİLİK, AHLAK, SEVGİ, EĞİTİM, VEFA  

“YASEV Spor ve Hareket Eğitim Merkezi olarak bizler, yaklaşık 10 yılı aşkın süredir otizmli bireylerle çalışıyoruz. Tabii ki bu hizmeti verirken, en büyük temennilerimizden birisi de öğretmen yetiştirebilmek. 2015 yılında Trakya Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi’nde bu yavrularımızla tanıştık. Sonra Cenabı Allah bize bu işi vesile kıldı. Şu an, 10 yılı aşkındır bir zamandır biz sadece bu işi yapıyoruz. Herhangi bir farklı bir ticari faaliyetimiz de yok. Sadece yavrularımızda spor hareket eğitimi, davranış eğitimi, akranlarıyla bir arada spor yapmasını sağlama, ailelerin bir ihtiyacı olduğunda, evet ya şurası varmış, şu insanlar da varmış, Allah razı olsun bu insanlardan, dedirtebilmek için çalışıyoruz. Yani genel olarak şu inanışta birisiyim. Bir insanın ideali olmalı. Vizyonu olmalı. Ne için yaşıyor ve neye hizmet ediyor? Bizler hizmet sektöründeyiz. Yani bu hizmeti nasıl veriyoruz? Yani en iyisi olmak için ne kadar çabalıyoruz? Şimdi bu işi yapan spor merkezlerine, rehabilitasyon merkezlerine, devlet okullarına genel kapsamda Türkiye'nin her yerindeki tüm öğretmenlere buradan biraz seslenelim. Bizler eğitimciyiz, öğretmeniz. Cenabı Allah bize bu mesleği nasip etmiş ama bu demek oluyor ki, sendeki olan ilmi birikimi bir yere verirsen, bir yere sağlarsan faydalı olabiliyorsun demek. Yoksa kendinde tutaraktan faydalı olamıyorsun. Şimdi her öğretmen, her anne baba, her veli üzerine düşen sorumluluğu yapsa, şu an Türkiye'deki bir çok şey değişir. Sadece bizde sözde var, özde yok. Ne zaman öze dönersek o zaman başarılı olacağımızı düşünüyorum….

“Üniversite zamanlarından beri bir sempatim oluşmuştu. Hatta üniversite 3.

sınıftayken biz ne olacağız, ne iş yapacağız diye arkadaşlar konuşurken ya bir spor merkezi açarız dedim. Cenabı Allah bize bu işi nasip etti. Şimdi biz bu işin bir parçasıyız haliyle. Ama eee şunu da çok iyi biliyorum. Ne kadar işinizi düzgün yaparsanız o kadar size yani çevreniz gelişir, dostunuz, arkadaşlarınız gelişir, öğrencileriniz yetişir, gelişir ve çevrede gerçekte aranan bir model olabilirsiniz…

YASEV’İN KURULUŞU VE 

ÖĞRETMENDE OLMASI GEREKENLER 

“Özel Çocuklar Spor Merkezi YASEV’i 2017 yılında, bir öğretmende olması gereken özellikler üzerine kurduk. Yani bir öğretmende ne olmalı hocam? Birincisi ahlak. En

önemlisi ahlaklı olmalı. Öğretmenimiz sevgili olmalı, sabırlı olmalı, eğitimci olmalı, vefalı ve vicdanlı olmalı. Sonra YASEV; Ahlak, sevgi, eğitim, vicdan, vefa, azim oldu. Bu işi ilk kurduğum ortağım dedi ki hocam dedi yaratıcılık. Dedim ki hocam güzel söylüyorsun da yaratmak Allah'a mahsustur. Bizler bir şey yaratamayız. Bizler bir şeyi üretiriz. Allah'ın verdiği bu imkanlarla. Biz dedim buna yenilik ekleyelim. Yani bir öğretmen sürekli kendini yenilesin. Yenilemeyen insan, yenilemeyen öğretmen veya yenilemeyen bir anne baba, hiçbir zaman faydalı olmuyor topluma da. Kendimizi sürekli yenilememiz ve geliştirmemiz gerekiyor. Ne oldu hocam? YASEV oldu.

“ÇALIŞMAYLA BİRLİKTE DUA ALIYORUZ”

“Yani YASEV'in kuruluş hikayesi böyle başladı. Sonrasında birlikte yürüdüğümüz arkadaşlarımıza yol ayrılığı oldu. Başka bir arkadaşımız geldi. Biz kişilere takılmıyoruz. Çünkü bir imtihan oluyoruz. ‘Biz burada işimizi ne kadar düzgün yapabiliyoruz? Önemli olan bu. Ya benim bir çocuğum vardı. Allah razı olsun şuraya gidiyor. 2-3 aydır da güzel gelişmeler var. Ya biz size dua ediyoruz demesi, bende çok önemli bir iz bırakıyor. Bir ders boyunca öğretmenimiz gözlem yapıyor, değerlendiriyor. Ekrana maruz kalmış mı? Ne zaman konuşamamış? İşte kaç yaşından beri problemleri yaşıyor. Sonrasında biz ailemizi en doğru şekilde yönlendiriyoruz. Kayıt olsun veya olmasın. Bizden eğitim alsın veya almasın. bizi her zaman arayabilirsiniz. Çünkü bizler bu işi yapıyorsak sizleri doğru yönlendirmemiz gerekiyor. Bir nevi hocam bu yolculuk birazcık Allah'ın nasip etmesiyle başladı. İşte soruyorlar;

‘Hocam, ailenizde bir otizmli birisi var mı? Veya akrabanız da?’ 

Hiç yok. Olması gerekmiyor ki. Yani insan işini güzel yaparsa, Cenab-ı Allah her şeyi nasip ediyor. Burada önemli olan niyet hocam. Niyetimiz güzelse Cenab-ı Allah bize o niyette doğru kalıyor. Yani bu şekilde bir başlangıç yaptık. Hocam 10 seneyi devirdik. 2017'den bu zamana kadar yaklaşık bir ekibimiz var. İstanbul Pendik'teyiz. Biz aynı zamanda öğretmen de yetiştiriyoruz 

Yetiştirdiğimiz öğretmenler de çevrede şu an çalışıyorlar. Kimisi farklı illerde, ilçelerde hizmet veriyorlar. Burada önemli olan bir öğretmen adayının veya üniversite öğrencisinin bir hedefi ve vizyonu olması. Bizler sadece destek oluyoruz. Bu işi öğretiyoruz. Bu iş kolay bir iş değil. Dışarıdan herkesin söylediği şekilde kolay değil hocam. Evet kolay değil ama birileri de bu işi yapacak hocam…

KURUM AÇMAK VE SONRASI….

“Şimdi günümüz şartlarında, şu an için ülkenin ekonomik sıkıntıları baz aldığımızda, milletimiz şu an bir şey yapmaya korkuyor. Ama şöyle bir gerçek de var tabii, bizler kurum açma isteyen arkadaşlarımıza, kardeşlerimize her zaman destek ve referans oluruz. Ama şöyle bir şeye değinmek gerekiyor. Hocam hepsi kolay. Açmak kolay. Koşturmak kolay. Yani bunların hepsi yapılabilir ama açtıktan sonra ne yapacağız? Ne vereceğiz? İnsanlığa, çocuklara, ailelere, eee, öğretmenlere, topluma nasıl faydalı olacağız? Yani özellikle bu soruyu sormak gerekiyor. Bunların sadece, üniversiteden mezun olduktan sonra değil de bir çocuğun ideali hedefi 4. sınıfta, 8. sınıfta artık lise çağında başlaması gerekiyor. Buraya birazcık da eğitim sistemimiz giriyor aslında. Yoksa herkes yer açabilir. Yani bölümü bitirmiş bir lisans mezunu, engelliler sporu bitirmiş, öğretmenliği bitirmiş, özel çocuklarla bir tecrübe kazanmış bir öğretmen açabilir. Ama velakin nasıl bir hizmet vereceği, idealleri, hedefleri yani ben 5 sene sonra kendimi nerede görüyorum? 10 seneden sonra ben bu işi ne kadar daha yapabilirim? İnsanın önemli olan vizyonudur. Yani düşünce yapısıdır ve karar mekanizmasıdır. Maalesef günümüz çağında, özellikle şu jenerasyonlarda, dediğinize katılıyorum. Tez canlılık var ama, içini doldurmak gerekiyor. Şimdi ceviz yiyoruz. Cevizin içi bazen boş çıkıyor. Hani, haliyle yiyemiyoruz. Cevizin içi dolu olması lazım. Yani açtığımızda dolu olursa hem çocuklara hem ailelere hem de öğretmenlere güzel bir hizmet vermiş oluruz. Gerçekten, şu zamanda bir yer açmak bu işleri yapmak, koşturmak hiç kolay görünmüyor. Ekonomik şartlar. Haliyle tabii ki de açılabiliyor. Her yere görüyoruz, duyuyoruz. Bizimkisi çok farklı bir iş. Yani bir hizmet sektörü. Bir şey alıp satmıyoruz. Bir ürünü alıp işte şu kadar şu kadar demiyoruz. Biz çocuk yetiştiriyoruz. Eğer çocuk sağlıklı, güvenli bir şekilde yetiştirilip eğitilebiliyorsa eyvallah. Ama sağlıklı, sıhhatli, güvenli bir şekilde, kaliteli bir şekilde. Aileler artık hocam eskisi gibi de değil. Gözüyle görülür bir şey istiyor. Faydasını görmek istiyor. 

“ELLE TUTULUR, GÖZLE GÖRÜLÜR ÇALIŞMA YAPMAK GEREKİYOR”

“Eski zamanlarda bundan 10 sene önce çok dikkat edilmiyordu ama, şimdi her şey elimizin altında. Sosyal medyası olsun internet ortamları olsun, her yer insanın iki parmağının ucunda olduğu için, elle tutulur gözle görülebilir çalışma yapmak gerekiyor. Aksi takdirde hem zamanın boşa gider hem emeklerin boşa gider. O yüzden tecrübeli insanlardan faydalanmak lazım. Tecrübeli insanlarla oturmak lazım. Görmüş, geçirmiş, bu işleri yapmış veya farklı bir iş yapmış ama hayatta bir tecrübesi olan insan her zaman artı bir değerdir. Tecrübeli insanlarla birlikte olmak, deneyimli insanlarla birlikte olmak, onların fikir ve düşüncelerinden faydalanmak. Bu yapılmadığında değer taşıyan vakit boşa gidebilir. Sadece kendine değil, çocuğa da, aileye de zarar versin. En büyük zarar da herhalde, boşa geçirilen vakit olur…

2-14 YAŞ ARALIĞINDAKİ ÇOCUKLARA HİZMET 

“Kurum olarak hizmet verdiğimiz yaş kategorimiz genelde 2-14. Bizim sistemimiz çok farklı olduğu için, büyük yaş grubu çocuğu olan aileleri de geri çevirmemeye çalışıyoruz. İşte senin çocuğun yaşı büyük, işte senin çocuğunun davranış problemin var, buraya uygun değil. Şöyle böyle, hiç o muhabbetlere girmedik. Bize gelen her ailemizin başımızın üstünde yeri var. Şimdi 2-3 yaş grubu geliyor, 4-5 yaş grubu geliyor. Sizin çocuk 14 yaşında, siz de şu saatlerde gelin, şeklinde yaklaşıyoruz ailelerimize. Onları da incitmeden, kırmadan hani sanki bizim çocuğumuz büyük, evet davranış problemi olur ama, spor yapamaz niye alınmıyor, gibisinden bir izlenim oluşturmuyoruz. Onların da gönül rızasını almak için, büyük yaş gruplarını geri çevirmemeye çalışıyoruz. Onlara uygun saatler belirlemeye çalışıyoruz. 

OTİZM VE HİPERAKTİF OLMAYI NE TETİKLİYOR? 

“Kimisi diyor yediğimiz gıda, alınan takviye vitaminler. Kimisi diyor ekran, kimisi diyor şunlar, bunlar.  Ben 91 doğumlu, 35 yaşındayım. 2000 yılından sonra ne oldu da bu çocuklar artmaya başladı. Rehabilitasyon merkezleri de yoktu, 2000 yıllarından sonra pilot bölgelerde açılmaya başladı. Yıllara göre 68 çocuktan biri, sonrasında 54'e falan, 30 küsürlere düştü. Şimdi 28 yanılmıyorsam. 28 çocuktan birisine otizm teşhisi konuluyor haliyle. Şimdi bunun en büyük sebeplerinden bir tanesi de çocuklarımızın yani bebek yaşta maruz kaldığı durumlardan

kaynaklanıyor. Yani buna yetersiz beslenme diyenler var. Bunu sağlıksız

gıda alımlarına bağlayanlar var. Bu beyinle alakalı bir durum. Yani nöro gelişimsel bir bozukluktur diyoruz ya otizmli çocuk için. Aslında beyin bir şeyden etkileniyor hocam. Her 10 çocuktan bir tanesi etkileniyor ama hepsi aynı çocukları bir çocuk etkileniyor. Hocam amaç şu zaten. Her doğan çocuktan bir tanesinin otizmli olması, 2050'ye kadar.  Dünyada bir hocam bir proje var. Bu proje devam ediyor. Tamamen bizim nüfusumuzla ilgili bir durum olduğunu düşünüyorum ben. Yani sana böyle derme çatma cevap vermek istemiyorum. Şundan kaynaklanıyor, bundan kaynak, şöyle böyle. Mesela benim çocuğum 10 yaşında. bir tane de 5,5 yaşında çocuğum var.........

© Yeni Akit