menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sovyet ajanlığı yapan eski TKP üyeleri

17 1
01.02.2026

Yıldırım Koç yazdı…

www.yildirimkoc.com.tr

1920 yılında kurulan eski TKP’nin 1950’li yıllara kadar sürdürdüğü mücadele hiç başarılı olamadı. 1951 yılında yapılan TKP tevkifatında bütün örgüt ortaya çıkarıldı. Yargılanan kişi sayısı toplam 187 kişiydi. 30 yıllık bir çalışmada kurulabilen örgütün toplamı bu kadardı.

Kanımca bu başarısızlığın birkaç nedeni var.

Birinci neden, eski TKP’nin Sovyetler Birliği’ne bağlı ve bağımlı olması, Sovyetler Birliği’nin dış politika kararlarına göre faaliyet göstermesidir. “Enternasyonalizm” adına gerçekleştirilen bu bağımlılık ilişkisi, Türkiye’de halkın güven ve desteğinin kazanılmasının önündeki en önemli engeldi. Eski TKP’nin politikaları Sovyetler Birliği’nin çıkarlarına göre belirlendiğinden, Türkiye topraklarından koptular, somut şartların somut tahlilini yapma yeteneklerini yitirdiler.

İkinci neden, sayıları çok az da olsa, bazı eski TKP üyelerinin Sovyetler Birliği için casusluk yapmalarıdır. Bu durumu güvenilir kaynaklardan bazı örneklerle bu yazıda ele alacağım.

Üçüncü neden, eski TKP’nin faaliyetlerinin, Sovyetler Birliği’nden çeşitli kanallardan gelen “dolarlarla” gerçekleştirilmesidir. Eski TKP’nin Sovyetler Birliği’nin çeşitli kurumlarına nasıl para talebinde bulunduğu artık güvenilir belgelerle ortadadır. (Bu konudaki belgeler için bkz. Yıldırım Koç, SSCB’nin Türkiye’yi İşgal Girişimleri, Eski TKP ve Anti Kemalist Faaliyetler, Pankuş Yay., Ankara, 2025;186-190)

Dördüncü neden, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin eski TKP içindeki görevlileri sayesinde sağladığı istihbarat ve sık sık yapılan tevkifatlardır. Bu tevkifatlarda işkence yapılmıştır; ancak öldürülen komünist yoktur. Bu dönemde eski TKP’nin yönetim kadrolarından öldürülen tek kişi, Sovyetler Birliği’nde 1937 yılında kurşuna dizilen Baytar Ali Cevdet’tir. TKP’nin üst düzey yöneticilerinden Salih Hacıoğlu da Sovyetler Birliği’nde çalışma kampında hayatını kaybetmiştir.

Eski TKP’nin bu büyük hatalarının üstünü örtmek ve bunları çeşitli biçimlerde saklamaya çalışmak, dürüstlükle bağdaşmaz ve bunu yapanlara duyulan güveni temelinden sarsar.

Bir kişi veya parti için en büyük suçlama, başka bir ülkenin istihbarat örgütleri tarafından kullanılmasıdır, casusluktur, ajanlıktır. Geçmişte eski TKP’nin bazı üyelerine de bu tür suçlamalar getirilmişti. Ancak güvenilir kaynaklarda böyle bir iddia yer almıyordu. Son dönemde yayımlanan bazı güvenilir kaynaklar, geçmişte bu doğrultuda girişimler olduğunu göstermektedir.

Atatürk’ün eski TKP’ye ilişkin tavrının belirlenmesinde, Türk istihbaratının yakından izlediği bu ilişki de etkili oldu.

Eski TKP’nin önemli kadrolarından Bilal Şen’in 2019 yılında genişletilmiş ikinci baskısı yapılan ve güvenilir bir kaynak olan Bilal Şen, Anılar-Notlar kitabında bu anlama gelen iki bölüm vardır. Bilal Şen’in anlattığına göre, Sovyetler Birliği bazı bilgileri derlemede eski TKP’nin bazı üyelerini kullanmıştır.

Bilal Şen’in bu konudaki anlatımları aşağıda sunulmaktadır:

“Yıllar sonra Moskova’da bu olayı bana Boz Mehmet anlattı. Boz Mehmet, Sovyet Elçiliği’nden bir elemanın Ankara’dan İstanbul’a geldiğini, kendisini bulduğunu, Boz Mehmet’ten eleman istediğini, Boz Mehmet’in de Hasan Basri’yi görevlendirdiğini anlattı bana. Daha sonra Boz Mehmet Moskova’ya gittiğinde Mustafayef vasıtasıyla bu Sovyet Elçiliği’nde o yıllarda çalışmış ve bu işte görev almış insanları bulmak için yardım istemiş. Mustafayef de iki adamın adresini vermiş. Boz Mehmet onları bulmak için adreslerine gitmiş ama bu adamlar Boz Mehmet ile konuşmaya yanaşmamışlar.” (Akbulut, Erden-Tosun, Ersin, Bilal Şen, Anılar, Notlar, Genişletilmiş 2. Baskı, Sosyal Tarih Yayınları, İstanbul, 2019;48)

“Savaşın ilk başladığı yıllarda Sovyetler Birliği’nin bizim Partiden bu tür şeyler istemesi belki anlayışla karşılanabilirdi. Ama savaş galibiyetle sonuçlanırken Sovyetlerin böyle istekte bulunması, bunun yol ve yönteminin böyle olması gerçekten de anlaşılır gibi değil. Gerçi bütün yaşamım boyunca Parti ile istihbarat ilişkilerinin iç içe geçmesi beni hep rahatsız etmiştir. Böyle şeylerin Komünist Partisi çalışmalarıyla hiç ilişkisinin olmaması lazımdır.” (Akbulut-Tosun,2019;50)

Bu ifadeler, eski TKP’nin bazı üyeleri ile Sovyetler Birliği istihbarat örgütleri arasında bazı ilişkilerin olmuş olduğunu göstermektedir.

Bilal Şen anılarında şu bilgiyi de vermektedir: “Tevfik Dilmen, Hasan Kaşarcı, onun eşi Melahat, Selahattin Efe, Hasan Basri, Elektrikçi Muzaffer. İşte bunlara İkinci Dünya Savaşı günlerinde bir telsiz verici sağlanmış. Bunlar da bu vericiyle Komintern’e bilgi vereceklermiş.” (Akbulut-Tosun,2019;47)

Eski TKP’nin 1920 yılından itibaren önemli yöneticilerinden Süleyman Nuri’nin Sovyetler Birliği adına Türkiye’de casusluk yaptığına ilişkin bir bilgi de, Süleyman Nuri’nin anılarında yer almaktadır. Erden Akbulut’un anlattığına........

© Veryansın TV